Psikiyatr Dr. Tanju Sürmeli: Neurofeedback Tedavisi, Depresyon Tedavisi, Dikkat Eksikliği Tedavisi, Uyuşturucu Bağımlılığı Tedavisi, Alkol Bağımlılığı Tedavisi, Nöropsikiyatrik İlaçsız Tedaviler

Hakkımızda

Çocuk Psikiyatrisi

Erişkin Psikiyatrisi

Aile Psikiyatrisi

İlaçsız Tedaviler

Performans Arttırma

Tanı Yöntemleri

Erişkin Psikiyatrisi

Alkol Bağımlılığı

Alkol Bağımlılığı Tedavisinde Neurofeedback Tedavisi:

Alkol tedavisin'de Neurofeedback’in başarısını gösteren kontrollü çalışmalar bulunmaktadır. Neurofeedback tedavisinin eklenmesi ile başarı oranı yüzde 78'dir.

 

Neurofeedback tedavisiyle, Uyuşturucu ve Alkol bağımlılarına ilaç kullanılmadan veya kullanılan ilaçlara ek tedavi olarak uygulanabiliyor.

 

Beta/SMR ve Alpha dalgalarını değiştirme yöntemi uygulanan bu ve benzeri çalışmalarda, bir sene içinde tekrar madde bağımlılığına dönme oranının daha düşük olduğu görülmüştür.

 

Neurofeedback tedavisi ile başarılı sonuçlar alınıyor.

Alkol Bağımlılarına İlaçsız Tedavi:

 

Alkoliklerde beynin relaks olmasını sağlayan alpha dalgalarının az olduğunu 1949’dan beri yapılan çalışmalar göstermektedir. Alpha dalgalarının arttırılması beyine neurofeedback tedavisi ile öğretilebilmektedir.

 

Alkol kullanımında alpha ve theta dalga çalışması etkili bir yöntem olduğu kanıtlanmıştır, diğer uyuşturucu maddeleri kullananların bir kısmında beynin ön bölümünde yüksek oranda alfa dalgaları bulunmakta ve/veya koherens bozuklukları alpha, theta  veya beta dalgalarında görülmektedir. Bu düzensizlikler neurofeedback yöntemiyle düzenlenmesi öğretildiğin de önemli bir kısmı uyuşturucu kullanımından uzak kalmakta ve yaptıkları şeyin yanlış olduğuna dair içgörü gelişmektedir.

 

Beynin orta hattındaki SMR bandında yapılan çalışmalar içgörü gelişmesine yardımcı olmaktadır. Ayrıca sorumluluk alma ve yaptığı işin ciddiyetini anlamaya yarayan Beta/SMR dalgalarını arttırmada sonucu pozitif etkilemiştir. 

 

(Trudeau DL,2000;2005: Horrell T. et al,2010: Peniston EG, Kulkosky PJ.,1991: Peniston EG,1994: Peniston EG, Kulkosky PJ.,1995: Peniston EG, Saxby E.,1995: Ross SM.,2013: Kaiser DA, et al,1999: Bodehnamer DE, Callaway T.,2004: Bodenhamer DE, BeBeus M.,1995: Cowan JD.,1994: Fahrion SL.et al,1992: Ochs L.,1992: Passini FT, 1977: Taub E. et al,1994:Saxby E. et al,1995)

Alkoliklerle (ve alkoliklerin çocuklarını da içeren) yapılan EEG araştırma bulgularında, uzun zaman kaçınmadan sonra bile, bu gruptakilerin, çoğunlukla daha az alfa ve teta beyin dalgalarının olduğunu ve fazla beta aktivitesinin bulunduğunu belgelemektedir.  Bu bulgu, alkoliklerin ve onların çocuklarının beyin bağlantılarının, başka insanlardan daha farklı olduğundan dolayı rahatlamada güçlük çektiklerini göstermektedir. Ancak, alkol kullandıktan sonra alfa ve teta dalgalarının seviyeleri artmaktadır. 

Bu nedenden dolayı biyolojik olarak alkolizme meyilli olanlar (ve onların çocukları)  alkolün etkilerine karşı daha korunmasızlar çünkü farkında olmadan alkolikler, beyinlerindeki patolojiyi düzeltmek için kendi kendilerini tedavi ediyorlar.   Alkol aldıktan sonra oluşan dinlendirici ruh hali, altta yatan beyin aktivite paterninden dolayı yüksek derecede pekiştiricidir.

Beta beyin aktivitesinin fazlalığı alkoliklerin ve kokain bağımlılarının tekrar kullanmalarının (relapsın) en iyi göstergesi olduğunu birçok araştırmalar göstermektedir (Bauer LO, 2001; Prichep L. et al, 1996a; Prichep L et l,1996b; Winterer et al., 1998).  Alkolizmde ek tedavi olarak, Neurofeedback ile teta ve alfayı artırarak ve hızlı beta beyin dalgalarını azaltarak alkoliklere stres indirgeme ve derin dinlendirici ruh haline ulaşma eğitimi kullanılması ümit vaat eden potansiyeldir.

Peniston and Kulkosky (1989) bu tür eğitimi kronik alkolikleri, alkolik, olmayan kontrol grubuyla ve geleneksel tedavi gören alkoliklerle karşılaştıran bir çalışmada kullandılar. 30 seans neurofeedback eğitimi alan alkoliklerin, alfa ve teta frekanslarında olan EEG’lerin yüzdelerinde ve alfa ritmlerinde kayda değer bir artış görüldü.  Bununla beraber, kontrol grubuna kıyasla, neurofeedback grubunda depresyonda kesin bir düşüş de görüldü.  Geleneksel (konvansiyonel) tedavi gören alkoliklerde serum beta-endorfin seviyelerinde (stres ve kalorik alımı [yn. etanol] göstergesi) kayda değer bir artış gösterdiler.  Buna kıyasla, tedavilerine neurofeedback eğitimi eklenenlerde bu beta-endorfin artışını göstermediler. 

Dört senelik takiplerde (Peniston EG., Kulkosky PJ., 1990) geleneksel tedavi gören grubun sadece yüzdesi 20’ si hiç alkol kullanmazken, neurofeedback eğitimi gören deney grubunda bu oran yüzde 80’di.  Dahası, bu deney grubu Millon Kliniksel Çok Akslı Envanterin (Millon Clinical Multiaxial Inventory ) 13 skalasında psikolojik uyumunda artış gösterirken, geleneksel tedavi gören alkoliklerde sadece 2 skalada artış görüldü ve bir skalada da kötüleşme kaydedildi.  16-PF personalite envanterinde neurofeedback eğitim almış grup 7 skalada ilerleme gösterirken geleneksel tedavi gören grupta sadece 1 skalada ilerleme görüldü.

Buna benzer olumlu sonuçlar, depresyonu olan 14 alkolikte 21 ay takipten sonra yüzde 92 sinin alkolsüz kalması Saxby ve Peniston (1995) tarafından aktarıldı ve ümit verici neticeler Kızılderililerle yapılan bir çalışmanın 3 sene takibinde de görüldü (Kelley MJ, 1997).  

 

UCLA`den Scott ve arkadaşları (2005) 121 kişiyle bir randomize kontrollü çalışma yürüttüler.   Hastalara 40 ila 50 seans neurofeedback uygulandı.  Tedavilerine neurofeedback eklenenler terapide daha uzun kaldılar – madde kötü kullanımda çok önemli bir faktör.  Bir sene takipte neurofeedback alan hastaların yüzde 77’si alkolsüz kalırken geleneksel tedavi görenlerin sadece yüzde 44’ü alkolsüz kalabildiler. Dikkat ölçeklerinde ve Minnesota Multifazik Personalite Envantör-2’de (Minnesota Multiphasic Personality Inventory–2, MMPI-2) 7 skalada ilerleme kaydettiler ki geleneksel tedavi gören grupta sadece 1 ölçekte ilerleme görüldü.   

Randomize kontrol grup kulanarak uygulanan, aldıkları standart tedaviye ek olarak yanlızca Görsel Neurofeedback alan grupta Beck Depresyon skalasında, kısa psikiatrik semptom,ve hastalıkla başetme skalasında gelişme görüldü. (Lackner N. et al,2015)

Alkol alma krizine giren deneklerin fMRI Neurofeedback ile anterior cingulate cortex, the insula, the inferior temporal gyrus and the medial frontal gyrus da nöronal aktiviteyi azaltmayı başarırken sağlıklı kontrol grup bunu yapamamış.Bu bölgelerin alkol alma krizine yol açtığı bilinmektedir. Bu bölgeleri kontrol etmeyi neurofeedback ile öğrenmeleri alkol alma krizlerini azaltması önemli ama kalıcı olup olmayacağının incelenmesi gerekmektedir. (Karch S. et al,2015)

38 çok fazla alkol alan öğrencilerin fMRI Neurofeedback ile kontrol ve plasebo gruba göre alkol alma ile ilişkilendirilen striatal bölgelerin aktivasyonunu azaltarak düzenleme yapabildiğini gördüler. (Kirsch M. et al, 2015)

 

Alkol bağımlısında yapılan neurofeedback tedavisi anksiyete ve depresyonunu azaltırken bilişsel becerilerini arttırdı. Alkol kötü kullanım sayısını çok ciddi oranda düşürmesini sağladığı gibi alkol alan arkadaşlarından etkilenmesini ortadan kaldırdı.

Teşhis ve Tedavi Protokolünün Seçimi:

 

Kişinin beyin dalgalarını objektif dijital  EEG (QEEG) yöntemi ile kayıtlayıp VeriBankası sisteminde kendi yaş grubu ile karşılaştırıp, Alkol ve uyuşturucunun beyindalgalarına etkisini ve kişinin beyin dalgalarının yaş grubuna göre durumunugörebiliyoruz. Elde edilen verilerin tarafımızdan değerlendirmesinin ardındanNeurofeedback tedavi protokolleri hazırlanıyor. 

 

Amerikan Besin ve İlaç Birligi (FDA) onaylı olan ve New York Üniversitesi tarafındangeliştirilen bu Veri Bankası ile tanı koymaya destek yöntemleri, ABD’de yaklaşık 40 yıldır uygulanıyor. 

 

Nörometrik QEEG analizinde, bütün QEEG değişkenleri z puanla hesaplanmaktadır; z puanı da o yaş grubu için +/- 2’ye kadar standart sapma normal olarak kabuledilmektedir. Eğer standart sapma, normalden daha fazlaysa, bu nöropatoloji veanormallik şiddetini belirler. Hastaların içinde z puanlarını normalize edebilenler, Neurofeedback tedavisinden en fazla faydalananlardır.   

Yukarda soldaki beyin haritası örneğinde tedavi öncesi Beta, alpha ve teta koherans bozukluğu normalden fazladır. Yukarda sağdaki beyin haritasında bu bozukluklarneurofeedback tedavisi sonrası normale yaklaşmıştır. Kişinin Alkol alma olasılığınıarttıran tekrarlayıcı davranışı sağlayan bu elektrik akımları düzelince beyin alkol alma isteğinden vazgeçti.

 

Alkol ve Uyuşturucu Kötüye Kullanımında QEEG’nin Rolü:

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olan çocukların ilerdeki yıllarda alkol (No authors listed, 2003) ve madde kötükullanım yatkınlığı bilinmektedir. (Wilens TE. et al,2011: Langley K. et al,2010)

Akut sarhoşluk halindeki değişimler EEG’de yavaş aktivitenin oluşmasıdır. Bu yavaşaktivite, alfa frekansında azalma ve theta aktivitesinde artma ve yaygın delta ritimlerişeklinde görülür. (Begleiter H,Platz A.,1972)

Bu yavaş dalgaların aşırı alkol kullanımı ile ilişkisi vardır. Ayık olmanın rahatsız etmesi, yavaş dalgaların miktarı ile ilgilidir.(Engel GL., Rosenbaum M.,1945)

 

Kronik alkolizmin akut safhasında, sıklıkla yavaş aktivitede bir artış görülür. Bu değişiklik, hastanın kandaki alkol seviyesiyle orantılı olarak  alfa frekansında düşüş veözellikle temporal alanda  theta ritminde artış görülür. Temporal ve frontal alanlardanörofizyolojik  bozulmayla bağlantılı olarak hızlı aktivitede bir artış görülür, bu da kasartifakından ayırtedilebilir. (Coger RW.et al,1978: Coger RW.et al,1979)

 

Ailede alkol problemi olması bu hastalığın riskinde en önemli faktördür. (Bauer LO, Hesselbrock VM.,1993) Alkol kullananlar ile alkolden çekilme sendromu yaşayanlarınEEG bulgularını ayırt etmek mümkündür. (Winterer G.et al,1998)

 

Uyuşturucu kötüye kullanımı ile ilgili yakın zamanda yapılan çalışmalar QEEG üzerinedayanmaktadır. Tekrarlanan raporlarda, alkol bağımlılarında beta artışı (relative power‘da) görülmüştür.

 

Artan alfa dalgasının, özellikle ön tarafta, çekilme sendromunda olduğu, aynı zamandaesrara maruz kalındıktan sonra arttığı  raporlanmıştır. (Struve FA.et al,1989: Struve FA.et al,1994) 

Alfada  artma ve delta ve theta da azalmanın, birinci sınıf kokain kullanıcılarının çekilmesendromunda görüldüğü raporlanmıştır. (Alper KR.et al,1990: Roemer RA.et al,1995)

 

[1] Trudeau, D. L. (2005). Applicability of brain wave biofeedback to substance use disorder in adolescents. Child & Adolescent Psychiatric Clinics of North America, 14(1), 125-136

[2] Sokhadze, T.M., Cannon, R.L., Trudeau D.L.,(2008) EEG Biofeedback as a treatment for Substance Use Disorders: Review, Rating of Efficacy and Recommendations for further research. Applied Psychophysiology and Biofeedback. Vol.33,N.1.p.1-28

[3] Marlatt, G. A., & George, W. H. (1984). Relapse prevention: Introduction and overview of the model. British Journal of Addiction, 79, 261-273.

[4] Higgins, S.T.; Budney, A.J.; Bickel, W.K.; Badger, G.J.; Foerg, F.E.; and Ogden, D.(1995) Outpatient behavioral treatment for cocaine dependence: One-year outcome. Exp Clin Psychopharmacol 3:205 -212.

[5] Gossop M1, Stewart D, Browne N, Marsden J. Factors associated with abstinence, lapse or relapse to heroin use after residential treatment: protective effect of coping responses. Addiction. 2002 Oct;97(10):1259-67.

[6] Kang, SY, Kleinman, PH, Woody, GE, Millman, RB, Todd, TC, Kemp J, Lipton, DS.(1991). Outcomes for cocaine abusers after once-a-week psychosocial therapy. Am J Psychiatry; 148:630-635