top of page

Hakkımızda

Hasta Vakaları

Önemli not: Hastalardan yazılı muvafakatname alınmıştır ve bilgileri anonimleştirmiştir.

Vaka 1

Öğrenme Güçlüğü

10 yaşında ve 5. sınıfa geçen erkek öğrenci çocukluğundan beri olan dikkat sorunu için getirildi. Neurofeedback tedavisinden yararlanabileceklerini düşündükleri için bize başvurduklarını ve ilaçsız tedavi istediklerini, ilaçların yan etkilerinden çocuklarını koruyacaklarını paylaştılar.  Daha önce gittikleri önemli bir sağlık kuruluşunda Hiperaktif değil, zamanla düzelir denmiş ama pek bir değişiklik olmamış.

 

Okuduklarını çabuk unutma problemi vardı, özellikle de Matematik dersinde.  Ayrıca yazısı da kötüydü. Ani öfke patlamaları yaşadığını ve sürekli kızgınlığının sürdüğünü, kızdığı zaman kardeşine ve babaya vurma davranışı gösteriyordu. 

 

QEEG Neurometrik analiz sonrasi normalden sapmalar olan bölgelere uygulanan Neurofeedback seansları sonrasındaki ilk görüşmede derslerinin ve dikkatinin çok iyi olduğu, matematiksel zekasının bir kere anlatılınca öğrenebilecek ve unutmayacak düzeyde olduğu, dersleri için süper dendiği söylendi. Kendine güveninin arttığı, kardeşi ve annesi ile geçimliliğinin iyi olduğu ve daha sabırlı olduğu belirtildi. Haftanın iki günü matematik dersi alan hastanın öğrenmesinin çok iyi olduğu, sınavlarda 100 aldığı öğrenildi.

 

Baba “genel anlamda bu tedaviden çok memnunuz ve herkese tavsiye ettik; sizin Türkiye’deki çalışmalarınızı hep destekliyoruz; bir çok aileyi size yönlendirdik ve onlarda bu tedaviden ciddi anlamda faydalandılar” dedi.

 

Tedavinin bitiminde WISC-R zeka testi 6 ay sonra yeniden istendi. Buna göre uygulanan WISC-R ile Sözel Test zeka Puanı 108; Performans Test Zeka puanı 117 ve Tüm Test Zeka Puanı 114 olarak belirlendi (1980 Türk normlarına göre). Sözel ve Performans testleri puanları arasındaki fark 19 bulunmuştur. Sözel Zeka Puanında 12, Performans Zeka Puanında 1, ve Tüm Zeka Puanında ise 8 puan artma gözlenmiştir. Öğrenme zorluğunun şikayetlerini azaltabiliyor veya şikayetlerini tamamen ortadan kaldırıyorsunuz.

Vaka 1

Vaka 2

Öğrenme Güçlüğü

14 yaşında sekizinci sınıf öğrencisi kendi isteği ile ailesi tarafından tedaviye getirildi. Annesi oğlunun ders konusunda sorunlar yaşadığını ve okulda başarısız olduğunu ifade etti. Dersteyken 15-20 dakikadan fazla dikkatini veremeyip, ders esnasında okul araç-gereçleriyle uğraşıyor ve arkadaşlarıyla meşgul olarak, onlarla konuşuyordu.  Bunun yanı sıra, matematik ve İngilizce derslerinden zayıf notlar alan çocuğumuz tek başına kendi sorumluluklarını üstlenip, evde ders çalışmaya oturmuyordu.Eve gelince ödevim var demiyordu. Çocuğunun okula gitme isteğinin az olduğunu söyleyen anne, oğlunun öğrenmesinin zor olduğunu, Matematik ve İngilizcesinin zayıf olduğunu ve oğlunun hep “ben başarılı olamayacağıma” yönelik kaygılar yaşadığını belirtti.

 

Okuldaki arkadaşlarıyla kavga ediyordu, onları dövüyordu ve okulun kapı camını da kırmıştı. Ailesine çoğu zaman yalan söyleyip, kızgınlık anlarında bağırıp, etrafındaki eşyaları kırıyor ve küfür ediyordu. Evdeki kurallara uymayan, ‘Hayır’ dendiğinde Evet’e dönüştürmek için uğraşan çocuğun ve genelde onun ısrarcılığına dayanamayan annenin çaresiz kalıp ‘Evet’  demek zorunda kaldığı sorgulamada anlaşılıyordu, ayrıca kendi isteklerini ailesine yaptırmaya çalışıyordu ve kazanıyordu. Bu konuyla ilgili olarak daha önce bir sağlık kuruluşuna başvurmuilar ve Dikkat Eksikliği Hiperaktivite tanısı konmuştu. Burada kısa süreli ve uzun süreli etkili amphetamin grubu iki ilaç ve bir antidepresan verilmiş. Bu ilaçları kullanmaya devam ediyordu ve kısa süreliğine de olsa ders çalışabiliyordu, ama genel anlamda etkili olmamıştı.Ayrıca ilacı almayınca tekrar etkisi kayboluyordu. Öğrenme zorluğu, davranış bozukluğu konusunda bir yardımı da olmamıştı.

 

Herhangi bir kafa darbesi alıp almadığı sorulduğunda, aile, çocuklarının bebekken ve bir yaşındayken sert zemine düştüğünü belirtti. Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu veya Öğrenme Zorluğu var mı yoksa  Geçirilmiş bir kafa travması mı var diye araştırmak için QEEG’si çekildi. NxLink veri tabanında incelendiğinde Geçirilmiş Kafa Travması ve Öğrenme Zorluğu tavsiye ettiği görüldü. 

 

Daha önceki gittiği merkezde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite bozukluğu tanısı konmuştu ve onu tedavi etmek için çeşitli ilaçlar verilmişti. Bu ilaçların etkisi de ailesinin raporuna göre kısıtlı olmuştu. 

 

NxLink veri tabanı ile bu çocukta DEHB olsaydı  %97 doğruluk payı ile ayırt etmek mümkündü. WISC-R testi: Sözel puanı: 97, Performans puanı: 99, Tüm puanı: 98’di. WISC-R testi Öğrenme güçlüğünü desteklemiyordu. Bu ergenin ve ailesinin subjektif sorulara verdiği cevaplar, DSM-IV’e göre onda DEHB  olduğunu düşündürebilirdi. Ayrıca çok ciddi olarak kurallara karşı gelme hastalığı ve davranış bozukluğu düşünülmeliydi.

 

Literatür, davranış bozukluğu gösteren çocuklara amfetamin grubu ilacın  mümkünse kullandırılmaması gerektiğini gerekçe olarak da ilacın bu çocuklarda etkisinin az olduğunu ve bağımlılık yaratma riskini arttırabileceğini söylüyor. (Kollins, SH,2007). 

 

Tüm bu bilgiler doğrultusunda, hasta kullandığı ilaçları bıraktıktan sonra Neurofeedback tedavisi başlatıldı. 

 

QEEG Neurometrik analizde normalden sapmalar olan bölgelere kırk seans neurofeedback tedavisi uygulanmasından sonraki ara muayene görüşmesinde, hastanın annesi elde edilen sonuçlardan çok memnun olduğunu belirtti. Çocuğunun saldırgan tavırlarının tamamen ortadan kalktığını, bağırma, vurma gibi alışkanlıklarının kalmadığını ve küfür etme huyunun en aza indiğini ifade etti. Ayrıca oğlunun daha önce sabırsız ve hareketli olmasından dolayı bir şeyle uzun süre ilgilenemediğini; ancak tedaviye başladığından beri televizyon ya da bilgisayar karşısında en az bir iki saat zaman geçirebildiğini dile getirdi. 40 dakika dersin hemen hemen tamamına dikkatini vermeye başladığını, derste sıkılmadığını, ve arkadaşları ile konuşmadığını belirtti. Öğretmenin de aynı şekilde onun bu söylediklerini doğruladığını anne bildirdi. Ayrıca bu görüşmede aileden alınan bilgilere göre, çocuğun derslerini öğrenmek için istekli olduğu, kitap okumaya başladığı anlaşılıyordu. Bunların yanı sıra evdeki kurallar üzerinde düşünüp, bunlara uyum sağlamaya başlayan çocuk, kendi isteklerini kabul ettirme konusunda da ısrarcı davranmıyordu artık. Ailesinin görüşlerine ek olarak  kendisi bu görüşmede hayattan zevk aldığını ve tedaviye başlamadan önce yaşadığı unutkanlık sorunun ortadan kalktığını bildirdi.

 

Neurofeedback tedavisinin ardından annesi olumlu gelişmelerin devam ettiğini dile getirdi. Çocuğuyla ilgili olarak yaşadıkları tüm olumsuzlukların bütünüyle çözüme kavuştuğunu ifade eden anne, çocuğunun son üç dört senedir yaptığı hatalardan sonra  hiç özür dilemediğini, şimdi dilemeye başladığını ve hatalarını anlayabildiğini belirtti. Ailesiyle olan ilişkileri iyi bir düzeye ulaşmış ve evdeki kurallara uyarak daha huzurlu bir aile yaşamına kavuşmuştu. Çocuğun dikkatinin çok iyi olduğunu söyleyen aile, aynı zamanda sorumluluklarını üstlenmeye başladığını ve uyku saatlerinin düzene girdiğini anlattı. Şu anki durumundan çok mutlu olduğunu ve eski haline bir daha geri dönmek istemediğini belirtti. İlaç kullanmadan tüm beyin işlevlerinde bir gelişme elde edilmişti. Beynin kendi regulasyonu sağlanınca  dikkatini kullanabilmeye başlamıştı. 1 seneden fazla bir zaman ilaç kullandırılmış ancak bu kadar geniş alanda (davranış, agresivite, öğrenme, motivasyon, kurallara uyma, içgörü gelişmesi, uyku ) bir etki yaratmamıştı.

 

NF öncesi  WISC-R testi: Sözel puanı: 97, Performans puanı: 99, Tüm puanı: 98’di. NF sonrası WISC-R testi: Sözel puanı: 96, Performans Puanı : 105, Tüm puan: 101 olarak tespit edildi.Tedavi sonrası performans IQ puanı 6 puan arttı, ve toplam IQ’ da 3 puan artış oldu.

Vaka 3

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite

15 yaşındaki erkek çocuğu dikkat eksikliği, öğrenme zorluğu, uykuya dalma zorluğu sorunlarıyla tedavi merkezimize getirildi. Aile, onun buraya kendi isteğiyle gelmediğini; ancak ders çalışma ve öğrenme konusunda sorunlar yaşadığını anlattı. Lise 1 öğrencisi olan ergene sorulduğunda, okuldaki derslerine onbeş dakikadan fazla konsantre olamıyordu; sıkıldığında derste hayal kuruyor, defterlerini karalıyor, konuşturulursa cevap veriyor, konuşuyor, kıpırdanıyor, elinde kalem ile oynuyor, sırasından çok kereler eşyasını yere düşürüyordu. Aile, çocuklarının altı dersinin zayıf olduğunu ve evde zorla ona ödev yaptırdıklarını belirtti. Kendi başına derse nadiren oturuyordu. Onun düzenli ve  organize olmadığını ifade eden aile, okuduğunu anlatırken de zorlandığını organize bir şekilde anlatamadığını, ezberinin hiç olmadığını, ders konusunda hafızasının zayıf olduğunu, yazısının çok kötü olduğunu, yazı yazmaktan nefret ettiğini, konuşurken de sözcükleri atladığını, çok hızlı konuştuğunu ve düzgün cümleler kurmadığını, ayrıca kabızlığının olduğunu dile getirdiler. 

 

Anne çoğu zaman onun konuşmasını anlamadığını ve tekrar ettirmek zorunda kaldığını söyledi. Anne, tekrar ettirilince tekrar etmek istemediğini ‘tamam boşver’ deyip vazgeçtiğini, bunların yanı sıra, uykuya dalmakta zorlandığını, çok hafif bir uykusunun olduğunu, bazen 3 bazen 8 saat uyuyabildiğini anlattı. Bu konuyla ilgili olarak daha önce bir psikologtan yardım almıştı ve başvurulan başka bir sağlık kuruluşunun hastanesinde bir psikiyatrist hastaya “dikkat eksikliği” tanısı koymuştu ve trisiklik antidepresan grubundan bir ilaçla beraber bir antiepileptik ilaç vermiş ve hasta bu ilacı 2 sene kullanmıştı.  Hikayesinde; 3-7 yaş arasında yüksek ateşle başlayan bayılmaları olmuş, epilepsi tanısı ile 4 sene antiepileptik bir ilaç kullandırılmıştı. Ufak tefek düşmeleri olmuş ve bu ergenin 11 yaşında yapılan EEG’si de normal bulunmuştu.

 

Bu ergenin klinik hikayesi Öğrenme Zorluğu düşündürdüğünden ve daha öncede bir sağlık kuruluşunda Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Hastalığı teşhisi aldığından dolayı QEEG istendi. QEEG incelemesi NxLink veri tabanında %97 doğruluk ile Dikkat Eksikliği Hiperaktivite olup olmadığını bize tavsiye edecekti, ayrıca  Öğrenme zorluğu varsa bunu da öğrenecektik. Veri tabanı Dikkat Eksikliği Hiperaktivite hastalığı olmadığını, Öğrenme zorluğu olduğunu tavsiye etti. WISC-R testinde Sözel IQ: 111 Performans IQ: 96, Toplam IQ: 104 bulundu. Sol ve Sağ beyin arasında puan farkı 15’di. WISC-R testine göre bu farkın 10-15 puan olması Öğrenme Zorluğu olduğunu düşündürüyordu. 

 

QEEG veri tabanı incelemesi sonucu elektriksel yavaşlamanın olduğu bölgelere neurofeedback uygulamaya karar verdik.Öğrenme Zorluğunda ve Epilepside yeteri kadar kontrollü çalışmalar yapıldığı için kanıtlanmış bir tedavi yöntemi olan neurofeedback’ten bu hastanın yararlanacağını düşündük. Aileye ebeveynlik tarzlarında değişiklik yapmaları gerektiğini anlattık. Beslenme ile ilgili tavsiyelerde bulunduk. Protein ağırlıklı beslenme tavsiye ettik.

 

QEEG Neurometrik analizde normalden sapmalar olan bölgelere yirmi seans neurofeedback tedavisi uygulanmasından sonraki ilk ara muayene görüşmesinde, aile onun seanslara istekli girmeye başladığını ve eskiye oranla daha sakin olduğunu , konuşmasının daha anlaşılır olduğunu, daha dinleyen anlayan biri olduğunu ifade etti. Aile, ayrıca bu görüşmede daha önceden yaşadığı kabızlık sorununun da ortadan kalktığını anlattı. Hâlâ odası dağınıktı ve arada bir küfüre devam ediyordu.Uykusunda zorlanma devam ediyordu.

 

Neurofeedback seansları biten ergen, yapılan son QEEG çekimine göre artık “öğrenme zorluğu” grubunda yer almıyordu. Son görüşmesinde hiç zayıf notu olmadığını ve eskiden on beş dakikada dikkati dağılırken, şimdi altmış-yetmiş dakika boyunca derslerine yoğunlaşabildiğini anlattı. Bunların yanı sıra, önceki sene matematik dersinden sorumlu geçerken, bu dönemde yapılan sınavdan “100” almıştı. ‘Çalışıp anladım’ diyordu. 

 

Aile, oğullarındaki sabırsızlığın ve dürtüselliğin bariz azaldığını; bir şey isterken ya da birisini dinlerken olgunca hareket edebildiğini belirttiler. Artık kendine bir ders programı yaptığını ve bunun doğrultusunda yaşamını başarıyla devam ettirdiğini anlatan aile, ayrıca çocuklarının artık kendine özen gösterdiğini, gitar kursuna ve spora gittiğini ifade ettiler. Tedavi sürecinde hiç ilaç kullanmayan ergenin ailesi elde ettikleri sonuçtan çok memnundu. 

 

Tedavi bitiminde yapılan WISC-R testinde: Sözel IQ:108, performans IQ: 119, Total IQ: 114 oldu. Sözel IQ puanı 3 puan gerilemiş,  performans IQ puanı 23 puan artmış, toplam IQ puanı 10 puan artmıştır. Sol ve Sağ beyin arasında puan farkı 15’den 11’e düşmüştü.

 

2 sene sonra aile ile yaptığımız  telefon görüşmesinde ergenin üniversite sınavına girdiğini ve başarı ile geçtiğini duyduk. Tedavideki gelişmeler kalıcıydı ve daha da artmıştı. Neurofeedback tedavisinin uzun süreli etkisinden faydalandığı ortadaydı.

Vaka 3

Vaka 4

Kıskançlık ve Kaygı

26 yaşında yüksek okul mezunu nişanlı erkek hasta, merkezimize geldiğinde, müzik eğitimi aldığını ve şu an çalışmadığını 17 senelik köpeğini 20 gün önce kaybettiğini ve moralinin bozuk olduğunu ve merkezimize kendi isteğiyle geldiğini belirtmiştir. İnsanlara güvenmediğini, kız arkadaşına güvenmediğini, aşırı derecede kıskanç olduğunu, bu yüzden üniversitede okuyan kız arkadaşının giyinmesini, makyajını kısıtladığını, bunun aralarında bazen şiddete kadar gidebilen bir huzursuzluğa dönüşebildiğini belirtti. Sürekli etrafı kontrol ettiğini, nişanlısı ile bir yerde otururken oturduğu yeri sürekli değiştirdiğini ve onun karşısına oturanlara bakarak onların nişanlısına bakmasını caydırdığını ekledi. 

Ailesi, geçen gün halasıyla yolda yürürken halasına bakan birine dâhi karıştığını anlattı. Her gittiği işte birine taktığını, sosyal olmadığını, arkadaş edinemediğini ve sürekli evde oturduğunu belirtti. Kızgınlığının anlık olduğunu, bu esnada sadece bağırıp, annesini elle ittiğini ama bir şeyi kırma ve küfür olmadığını söyledi. Uçak fobisi olduğunu, rüyalarında uçağın irtifa kaybettiğini gördüğünü belirtti. Tekrarlayıcı el-yüz hareketleri ve ellerini dokundurma ve sürme tikinin de olduğunu anlattı. Ailesi mutfakta kendi aralarında konuşurken onunla ilgili konuştukları paranoyası vardı. Uykusu gelmediği için sabaha karşı 2-3 sularında uyuduğunu ve öğlen 2-3 gibi dinç bir şekilde uyandığını belirtti. 20 gün önce ani kalp çarpıntısı yaşamış. Evhamlı olduğunu ve heyecanlanınca ortaya çıkan kalp çarpıntılarının olduğunu belirtti. Bundan bir hastalık geçer mi şeklinde evham düşüncelerinin olduğunu da ekledi.

Doğumdan itibaren olan öyküye bakıldığında 8 aylıkken vakumla doğduğu, annenin hamileyken merdivenden düştüğü öğrenildi. Hasta ise kafasına çocukken darbe aldığını söyledi. Ailede babasının da takıntılarının olduğu öğrenildi. Bize gelmeden önce bir psikoloğa gitmiş ancak faydası olmamış.

Neurofeedback tedavisinin faydasını hem duymuş hemde internetten araştırmış ve neurofeedback tedavisinden faydalanmak için gelmişti.

Elektriksel aktivite düzensizliklerini belirleyebilmek ve QEEG uygulamalı Neurofeedback tedavi protokollerini tespit etmek için QEEG’si çekildi. Bu QEEG’yi Nörometrik analiz sisteminde hastanın kendi yaşıtlarıyla karşılaştırdığımızda NxLink veri tabanı Geçirilmiş Kafa Travması tavsiye etti. Hastadan MMPI testi ve TOVA testi istendi. Yapılan  MMPI’da yükselen skalalarda Psikasteni T puanı 75  ve Hipokondriyazis T puanı 71 bulundu.

20 Neurofeedback seansından sonra yapılan ilk görüşmede daha ılımlı olduğunu, kıskançlığının çok azaldığını ve tekrarlayıcı el-yüz hareketleri ve ellerini dokundurma ve sürme tiklerinin ortadan kalktığını belirtti. Kalbinin durup attığı gibi bir ritm bozukluğu olduğu evhamının ortaya çıktığını, ama ritm holter’ın normal çıktığını belirtti. Ayrıca  seanslarda kalbinin hızlı çarptığını  ve görüşme sırasındaki nabzının 140 olduğunu (daha sonra 120 oldu), sağ elinin ılık ve ağır olduğunu, bir sağlık kuruluşunda beta bloker grubundan bir ilaç kullan dediklerini ekledi. Görüşme sırasında tekrar tekrar bu atışın kalbe zararı var mı diye sorduğu da gözlendi. Şüpheciliğinin azaldığını, hayattan zevk aldığını belirten hasta, artık sabaha karşı 1-2 gibi yattığını ve sabah 11-12 gibi dinç olarak kalktığını, rüyasındaki korkularının da olmadığını söyledi.

40 Neurofeedback seansından sonra hiçbir şikayetinin kalmadığını ondan ve aileden öğrendik. Kıskançlığı tamamen kalkmış hatta nişanlısı “niçin beni kıskanmıyorsun artık” diye kızmaya başlamıştı. Şüphecilik ve evhamlarının kalmadığını artık sağlığı ile ilgili hiçbir endişe duymadığını sevinerek dile getirdi. Tedavi bitiminde tekrarlanan MMPI ‘da yükselen bir skala bulunamadı. Tekrar edilen MMPI’da Psikasteni T puanı 75’ten 52’ye; Hipokondriyazis T puanı 71’den 50’ye düşmüştür.

7 ay sonra yapılan görüşmede gelişmelerin kalıcı olduğunu gördük. Yeni bir işi olduğunu ve üst düzeyde yönetici olarak çalıştığını ve başarılı olduğunu duymak çok sevindirici oldu. Fonksiyon eden üreten bir beyin haline dönmesi ve nişanlısı ile huzurlu bir hayatının olması tedavinin memnun edici yönüydü.

Vaka 4

Vaka 5

Alkol Bağımlılığı

46 yaşındaki üniversite mezunu erkek 15 senedir süren alkol bağımlılığı şikâyetiyle merkezimize gelerek, tedavi olmak istediğini belirtti. İştah açıcı şarapla alkole başladığını belirten hasta gün içinde içki içiyor, alkollüyken kimsenin görmediği görüntüler görüyor ve kendini tehdit eden sesler duyuyordu.

15 senedir hayattan zevk almadığını ve daha önce üç defa intihar girişiminde bulunduğunu söyledi ve ilki 5 sene önceydi. Aktif olarak intihar düşüncelerinin ve planının olmadığını sorgulamada öğrendim. Hasta ayrıca uyku düzensizliğinden ve sabahları yorgun uyanmaktan yakınıyordu. Enerjisinin  çok az olduğunu cinsel enerjisinin hiç olmadığını belirtti. Eşiyle sağlıklı iletişim kuramayan hasta dikkatinin ve konsantrasyonun da oldukça düşük olduğunu ve kızgınlık anlarında etrafındakilere bağırdığını ifade etti. Bu konuyla ilgili olarak daha önce defalarca yardım aldığını ve bu konuda deneyimli bir kurumda tedavi gördüğünü anlatan hasta olumlu sonuçlar elde edememişti ve ömür boyu ilaç kullanarak yaşamını sürdüreceğinden endişeliydi. Alkollüyken defalarca yerlere düşüp kafasına darbeler almıştı. Karbamezapine grubundan bir antiepileptik, SSRI grubundan bir antidepresan, benzo grubundan bir ilaç, ve antihistaminik grubundan bir ilaç kullanıyordu.

Beta dalgaları çok fazla olan ve aynı zamanda alpha dalgaları az olan hastaların alkolle tesadüfen tanıştıklarında bu fazla beta dalgalarını azaltmaya ve alphalarını arttırmaya yarayan alkolü beyinlerini tedavi etmek amaçlı kullanırlar. NxLink veri tabanı geçirilmiş kafa travması tavsiye etti.

Kullandığı ilaçları bıraktığından beri kendini çok iyi hissettiğini ve kendine güveninin geldiğini anlattı. Sinirliliğinin azaldığını ve eşiyle mutlu bir evlilik düzeyine ulaştığını, cinsel enerjisinin de arttığını ekledi anlattıklarına. Alkol alma isteğini kontrol altına almayı öğrenen hasta, bu süreç içinde yalnızca iki defa 3-4 bira içmişti. Uykusundaki düzensizlik hâlâ devam ediyordu. Kulağına gelen sesler durmuş ve görüntüler de kesilmişti.

Kırk üç seans bittiğinde, hayattan zevk almaya başlamış ve geleceğe yönelik umutları artmıştı. Neurofeedback seanslarıyla alkolü bütünüyle bıraktı, iş, evlilik ve sosyal yaşam konularında çok olumlu gelişmeler elde ettiğini ifade etti. İlaç kullandığı dönemde cinsel enerjisinin düşük olduğunu ve günde on beş saat uyuduğunu, dikkat ve konsantrasyonun da arttığını ve bunun sonucunda rahatlıkla kitap, gazete okuyabildiğini dile getirdi. Tedavi sonrasında sinirliliğinin ve bağırma huylarının tamamen ortadan kalktığını anlatırken, artık konuşarak sorunlarını çözdüğünü belirtti. Haksızlığa uğrarsa artık sözel olarak bunu konuşabildiğini söyledi.

 “Eşim beni kıskanıyor gibi geliyordu daha önceleri ama bu düşüncemin yanlış olduğunu anladım alkol oldukça zararlı ve bununla kendimi yok etmeye çalışmışım”diyecek içgörü geliştiğini gördük.

Tedaviden 2 sene sonra telefonla konuştuğumuz hastanın tedavi bitiminden beri alkol ile olan probleminin tekrar etmediğini neurofeedback tedavisinin oldukça iyi geldiğini çok mutlu ve üreten bir beyin olarak hayatına devam ettiğini öğrendik.

Vaka 5

Vaka 6

Obsesif Kompulsif Bozukluk

20 yaşında ilkokul mezunu kadın bazı olayları kafasına çok taktığı, saçma sapan düşünceler içine girdiği, sürekli kafasını bir şeylerin kemirdiğini “ bir şeyleri anlatırken karşımdakine inandırmaya çalışıyorum, karşımdakine anladın mı? anladın mı? diye tekrar tekrar soruyorum. “Arkadaşlarımla da gezmiyorum ama gezdim diye anlatıyorum ve bizimkileri inandırmaya çalışıyorum”  “Tanrı ile ilgili küfürler, Meryem ana Allah’la şunu yapsın, Allah’ın ayağı üstüne yorgan olsun” gibi şeyler düşünüp söylemeye başladığını, 1 aydır  bu tarz düşüncelerin çok yoğun olduğunu bazen saçma bazen de saçma olmadığını düşündüğünü söyledi. 

 

Bunların dışında ailesindeki bazı insanların (eniştesi, teyzesi gibi yakınlarının) ölsün diye düşündüğünü ve birbirlerinden ayrılsınlar diye düşüncelere sahipti.Bu düşüncelerini sürekli yazdığını, artık çalışamaz hale geldiğini, kafasını hiçbir şeye veremez olduğunu ve bir şeylere odaklanamadığını, dikkatinin, konsantrasyonunun azaldığını ve çabuk sıkıldığını anlattı.

 

Hayattan zevk almadığını, boşa yaşadığını düşündüğünü ama intihar düşüncelerinin olmadığını anlattı. Çok uyuduğunu ve sabahları dinç kalkmadığını anlattı.1 sene önce masturbasyon yaptığını ve tatmin olunca da çok büyük suçluluk duyup “bir ilaç verseler cinselliğim yok olsun” diye kendi kendine söylendiğini anlatıp sıkıntısını dile getirdi. Televizyonda bir  programa baktığı zaman beyninde bir şeyler üretip o olaya eklemeler yapmak gibi sorunu olduğunu söyledi. Ayrıca yürümekte zorlandığını belirtti. Hastanın kızgınlığı 30 dakika sürmekte bu sırada bağırmak, ağlamak ve kağıt yırtmak gibi davranışlar sergilemekteydi, vurma, kırma ve küfür etme gibi davranışları yoktu. Hallusinasyonlar ve paronayası yoktu. 6 senedir de bu takıntılarının olduğunu ama Allah ile düşüncelerinin 1- 2 aydır ortaya çıktığını belirtti.

 

Öyküsüne bakıldığında hasta, kafa darbesi aldığını, bunun yanı sıra düşüp kafasını çarptığını, kafasına şiddetli olarak birkaç kez top çarptığını, 4 yaşındayken kafasına salıncak çarptığını, 20 yaşında da kafasının üstünü vurduğunu ve sersemlediğini anlattı.6 sene boyunca bir kaç kez sağlık merkezlerinden yardım almış, psikotik bozukluk tanısı almış ve SSRI grubundan bir ilaç ile 2 ayrı çeşit atipik antipsikotik grubundan ilaçlar kullanmıştı, ve fayda etmemişti. 

 

Obsesif takıntı düşünce dediğimiz şikayetleri vardı, bu düşüncelerin saçma olduğunu söyleyemediği zamanlar oluyordu. Bu da onun zaman zaman psikotik olduğunu gösteriyordu.

10 seans neurofeedback tedavisi uygulanmasından sonra yapılan görüşmede takıntılarının üstesinden geldiğini, “Anladın mı?” diye tekrar tekrar sormasının yok olduğunu belirtti. Uykusunun iyi olduğunu, düzene girdiğini ve sabahları dinç kalktığını anlattı. Seslere karşı çok duyarlı olup “alçak sesle konuşulması gerektiğini” söylüyordu. Artık hayattan zevk aldığını eskiye nazaran kızgınlığının azaldığını, ağlamasının, bağırmasının ve kağıt yırtmasının yok olduğunu anlattı. Allah ile ilgili gelen düşüncelerinin azaldığını ve bu düşüncelerin saçma olduğunu düşündüğünü ekledi.

 

90 Neurofeedback seansından sonra yapılan görüşmede sinirliliğinin çok azaldığını, kedilere karşı duyarlılığının devam ettiğini ama geldiği zamanki sorunlarının hiçbirinin kalmadığını söyledi. Hayattan zevk aldığını, uykularının düzeldiğini, Hastadan MMPI testi istendi. Bu test sonucunda elde edilen klinik profilde yükselen skalalar Depresyon T puanı 87 ve Sosyal İçe Dönüklük T puanı 77 bulundu. Obsesif Kompulsif Bozukluk ile ilgili skalası normaldi. TOVA testi ve kan testinin normal olduğunu gördük. Hastaya hiçbir ilaç vermeden neurofeedback tedavisine başlandı.

 ve artık yaptığı şeylerde ve düşüncelerinde oldukça emin olduğunu anlattı. Anne tedaviden çok memnundu. Kızını daha önce hiç  bu kadar iyileşmiş olarak görmediğini ve böyle bir tedavinin ona çok iyi geldiğini defalarca teşekkür ederek söyledi. 

 

Tedavi sonrasında yapılan MMPI sonucunda; elde edilen klinik profilde yükselen skalalar:  Depresyon T puanı 87 den 52’ye, Sosyal içe Dönüklük skalasının T puanı 77’den 47’ye düştüğü görülmüştür.

 

YALE-BROWN OBSESYON KOMPULSİYON ÖLÇEĞİ Tedavi sonrası Obsesyonların toplam puanı 20’den 0’a düşmüştür. Bu da anlamlı derecede klinik iyileşmeyi göstermektedir.

Vaka 6

Vaka 7

Obsesif Kompulsif Bozukluk

Kendi isteğiyle merkezimize başvuran, 10-11 yaşından beri temizlik takıntıları olan 19 yaşında üniversite öğrencisi kadın 2 yıldır  yaşama sevinci olmadığını ve “hayatın boş olduğunu”anlattı. Hastanın intihar düşünceleri ve planının olmadığı öğrenildi. Uzun yıllardır temizlik takıntıları olup 1-2 dakikada bir tekrar ellerini yıkadığını, tuvalet kağıdı ve sıvı sabunu çok tükettiğini, çekmeceden havlu alacaksa en üstteki ve en alttakini almadığını, aradakileri kullandığını, banyoda 1,5-2 saat kaldığını, lifi saatlerce su altında tuttuktan sonra sabunladığını, haftada 1 kez zorla banyoya girdiğini söyledi. Çamaşır değiştirirken çok titiz davrandığını söyleyen hasta bunu yaparken  2-3 tanesini kirlendi diye çöpe attığını ekledi.  Kirleneceğini düşündüğü için dışarı çıkmadığını belirten hasta, yine kirleneceğini düşündüğü için hep spor ayakkabı giydiğini ve bunun sosyal olaylara bile katılmasını engellediğini ekledi. Temizliği çok abartınca saçma geldiğini ama onun dışında saçma gelmediğini ve yapması gerektiğini söyledi. Okula gitmek istemediğini, yataktan kalkmak istemediğini ve üşendiğini söyledi. Hazırlanırken çok yavaş ve ağır olduğunu belirten hastanın annesi, bazen ocağı ve kapı kilidini kontrol etme gibi kompulsif davranışlar sergilediğini de söyledi. Ayrıca hastanın emin olamama, karşısındakini kırıp kıramadığını defalarca düşünme, çocukluğundan beri de tırnak koparma rahatsızlığının olduğu da öğrenildi. Karşısındaki kişilere güvenmeyen hastanın hiç arkadaşı yoktu. Tanımadığı insanların onun aleyhinde konuştuğuna dair paranoid düşünceleri vardı. Hallüsinasyonları olmayan hastanın dikkati ve konsantrasyonu düşük, hafızası ise çok iyi değildi. Kitap okurken dikkatini veremediğini, bu yüzden kitap okuyamadığını, kitap okumayı sevmediğini söyledi. Sevdiği dersleri çalışırken 30 dakika boyunca oturabildiğini, kızgınlığının 5-10 dakika sürdüğünü, bu arada kardeşine bağırdığını, vurma, kırma ,küfür etme gibi davranışların olmadığını anlattı. Aile içi ilişkilerinde hayırı evet yapmaya çalıştığı ve genelde de kazandığı öğrenildi.  

Doğum öyküsüne bakıldığında ise doğumun normal olduğunu, hamilelikte annenin düşük tehdidi olduğu ( tansiyon problemi yaşamasına bağlı olarak), 7-8 yaşındayken kulak arkasına şiddetli şekilde salıncak çarparak kafa darbesi aldığı, başına dikiş atıldığı öğrenildi. İlk gittiği doktorun Clomipramine grubundan bir ilacı 75mg olarak verdiğini bunun uyku getirdiğini, daha sonra gittiği doktorun Fluoxetine grubundan bir ilaç ve Thioridazine grubundan bir damla verdiğini, iyi geldiğini, iyi olduğunu söylediğinde kestiklerini ve el yıkamalarının arttığını ve hastalığın tekrar ettiğini söyledi. Daha sonra 6 ay FDA onayı OKB için olmayan Sertralin HCL grubundan bir ilaç kullanan hastaya bu ilacın iyi gelmediğini,  buraya gelmeden 5 ay önce gittiği doktorun Obsessif Kompulsif Bozukluğu (OKB) teşhisi koyduğunu, OKB ‘de FDA onaylı Clomipramine grubundan bir ilacı 75mg (3x1) kullanmaya başladığı, daha sonra OKB’de FDA onayı olmayan Esitalopram grubundan başka bir ilaç (S=1/2 ,3x1) kullandığını, ancak bu ilaçların hastaya iyi gelmediğini ve takıntılarının daha çok arttığını söyledi. Akrabalarına bakıldığında ise halasının OKB olduğu, amcasının çok el yıkadığını ileri derecede OKB olduğu, babasının teyzesinin kızının çok el yıkadığı, OKB olduğu ve Clomipramine grubundan bir ilaç kullandığı öğrenildi. 

Hastanın klinik tablosunu oluşturan nedenlerin Psikoz, Obsessif Kompulsif Bozukluk, Geçirilmiş Kafa Travması olabileceği düşünüldü. Neurofeedback tedavisinden faydalanmak istiyordu.

 

Yapılan bu görüşmeden sonra hastanın elektriksel aktivite düzensizliklerini kaydedip NxLink veri tabanında inceleyip çocukluğunda kafasına aldığı salıncak darbesinden etkilenip etkilenmediğini görmek için ve Neurofeedback uygulanacaksa QEEG uygulamalı Neurofeedback çalışmalarını tespit etmek için, kullandığı ilaç 7 yarılanma ömrü kadar bıraktırıldıktan sonra, QEEG’si çekildi. 

Bu QEEG’yi Nörometrik analiz sisteminde hastanın kendi yaşıtlarıyla karşılaştırdığımızda  geçirilmiş Kafa Travması tavsiye etti. Bu hastanın yakın ailesinde benzer hastalığın olması genetik olarak OKB’nin olduğunu gösteriyordu ve ayrıca kafasına aldığı darbelerden de etkilenmiş bir beyin olduğunu tespit etmiştik. 

Bu durum da hastalığının ilaç tedavisine cevap vermesini zorlaştırıyor olabilirdi. Hastaya ayrıca TOVA ve MMPI uygulandı. Tedavi öncesi MMPI’da yükselen skalalar;  Psikasteni T puanı 80, Depresyon T puanı 75’ti.

 

Bütün testler yapıldıktan sonra yapılan görüşmede hastanın annesi ilacı içmekle içmemek arasında bir fark olmadığını, paranoyalarının azaldığını, kısmen de olsa dışarıya çıkma isteği duyduğunu anlattı. 

 

10 Neurofeedback seansı  uygulanmasından sonra yapılan görüşmede hastanın annesi, dışarı çıkmak istemeyen hastanın artık dışarı çıktığını, günde 2-3 kez olan çamaşır değiştirmelerinin 1’e düştüğünü, eskiden temiz çamaşıra  değince kirlendi diye atan hastanın artık bunu yapmadığını, şimdi aynı kıyafeti iki kez bile giyebildiğini, ellerini yıkamasının azaldığını söyledi. Eskiden banyoda iki kalıp sabun harcarken şimdi tek kalıp sabun harcadığını, eski, kullanılmış sabunları dahi kullanabildiğini ekledi. Çok kağıt havlu tüketen hastanın tek yaprakları attığı, sıvı sabun tüketiminin çok azaldığı, annesi ile konuşma süresinin arttığı, hala daha yataktan kalkmak istemediği ama hazırlanırken daha hızlı olduğu belirtildi. Emin olamama durumunun devam ettiği ve kontrol ettiği, karşısındakini kırdım mı düşüncesinin, tırnak koparmalarının, başkalarına güvenememe düşüncesinin devam ettiği, paranoyalarının olmadığı, dikkat ve konsantrasyonun düşük olduğu ama hafızasının iyi olduğunu öğrenildi. Hâlâ daha kitap okumayan hasta, eskisi kadar hayırı evet yapmak için ısrarcı olmadığını, kızgınlığının olmadığını belirtti.

 

20 Neurofeedback seansı sonrasında yapılan görüşmede görüşmeye geldiği hafta içerisinde tişört alırken çok kirlendiğini düşündüğünü belirtirken, ıslak mendille elini silmesinin devam ettiği, takıntılarının arttığı, kanatıncaya kadar tırnaklarını kopardığı söylendi. Genelde yaptıklarının saçma bulduğunu, ama engelleyemediğini, bunları engellemeye çalışmadığını belirtti. Kızgınlığının azaldığını, paranoyalarının olmadığını, kitap okumadığını, bulmaca çözerken dikkat ve konsantrasyonunun arttığını ekledi. Zaten kirleneceğim diye sokağa çıkamamalarının artık olmadığını, inatçılığının devam ettiğini, çamaşır değiştirmelerinin azaldığını, 2-3 günde bir çorap değiştirdiğini belirten hastanın tuvalet kağıdı kullanımının azaldığı, hazırlanırken yavaş olduğu ve 30 dakika kadar sürdüğü, emin olamamalarının devam etmekle birlikte azaldığı öğrenildi. 

 

30 Neurofeedback seansı sonrasında yapılan görüşmede aşırı tuvalet kağıdı kullanımının bir kez olduğunu, 2 kere tuvalete gittiğini ve 2 rulo harcadığını  anlattı. Takıntılarının arttığını ama engellemeye çalıştığını, tırnak koparmalarının devam ettiğini, inatçılığının devam ettiğini, günde 1 kere çamaşır değiştirdiğini, bazen bunun 2 kere olduğunu, kağıt havluların üst kısımlarının atmalarının azaldığını, hâlâ yataktan kalkmak istemediğini, hazırlanırken yavaş olduğunu ama bunun 15 dakika olduğunu, emin olamamalarının devam ettiğini söyledi. 

40 Neurofeedback seansı sonrasında yapılan görüşmede 2 saat banyoda kaldığını, tuvalet kağıdını çok fazla kullandığını, çamaşırını etrafa değdirmek istemediğini ve çamaşırının bir yere değmeden saklanılmasını istediğini söyledi. Kızgınlığının azaldığını, paranoyalarının olduğunu, dikkat ve konsantrasyonunun arttığını, hâlâ daha yataktan kalkmak istemediğini, elini yıkasa da bunun eskisi kadar çok olmadığını, kirleneceğim diye olan tedbirlerinin devam ettiğini belirtti. 

Eskiden yaşam sevinci olmayan hasta artık yaşam sevincinin olduğunu, hazırlanırken olan yavaşlığın azaldığını, emin olamamanın eskisine oranla az olduğunu, kızgınlığının olmadığını ekledi. 

50 Neurofeedback seansı sonrasında yapılan görüşmede kendini iyi hissettiğini, havlu kağıt tüketiminin azaldığını, tırnak koparmalarının azaldığını, dikkat ve konsantrasyonunun arttığını, sabahları istekle ve dinç kalktığını, el yıkama sayısı ve süresinin azaldığını, emin olamamalarının, kompulsif davranışlarının olmadığını, hazırlanma hızının daha iyi olduğunu belirtirken hayattan da zevk aldığını söyledi. Annesi kızının çamaşırlarını etrafa değdirmek istemediğini, ama artık ona aldırmadığını, hastanın kendisinin seçebildiğini ekledi. 

 

60 Neurofeedback seansı sonrasında yapılan görüşmede annesi 45. seanstan sonra belirgin şekilde olumlu değişiklik olduğunu ve hiçbir şeyinin kalmadığını söyledi. Önceden banyo yapması 2 saat sürerken artık 30-35 dakika banyoda kaldığını anlattı. Ellerini yıkamasının, çok sıvı sabun ve tuvalet kağıdı tüketiminin, çamaşır değiştirmelerinin ortadan kalktığını söyledi. Annesinin aldığı havluyu kullandığının belirten hasta hayattan zevk alığını, paranoyalarının ortadan kalktığını, insanlara güveninin arttığını ve erkeklere zaman zaman güvenebildiğini, tırnak koparmalarının çok azaldığını, yataktan kalkmak istememenin azaldığını, dikkat, konsantrasyonunun ve hafızasının iyi olduğunu anlattı. Göz kontağı kurmaya başladığı, soruları kendi yanıtladığı, gülümseyen enerji dolu bir yüz çehresinin olduğu gözlendi. “Acaba karşımdakini kırdım mı?”, emin olamama, ocağı ve kapıyı kontrol etme gibi düşünce ve davranışlarının, kızgınlığının, inatçılığının ortadan kalktığını eklerken, hâlâ kitap okumadığını ama gazete okuyup bulmaca çözdüğünü söyledi. Tedaviden sonra yapılan MMPI’da yükselen bir skalaya rastlanmamıştır. Bu MMPI’da Psikasteni skalası T puanı 80’den 53’e, Depresyon skalası T puanı 75’ten 46’ya düşmüştür. 

YALE-BROWN OBSESYON KOMPULSİYON ÖLÇEĞİ Obsesyon puanı 24 ve Kompulsiyon puanı 21 iken tedavi sonrası “0”  olmuştur.

bottom of page