top of page

HASTA VAKALARI

Önemli not: Hastalardan yazılı muvafakatname alınmıştır ve bilgileri anonimleştirmiştir.

VAKA 1 : Öğrenme Güçlüğü

10 yaşında, 5. sınıfa geçen erkek öğrenci; çocukluk döneminden beri devam eden dikkat sorunları nedeniyle değerlendirmeye getirildi. Aile, ilaç tedavisinin olası yan etkilerinden kaçınmak istediklerini ve bu nedenle ilaçsız bir yöntem olarak Neurofeedback tedavisinden yararlanmayı düşündüklerini ifade etti. Daha önce başvurdukları önemli bir sağlık kuruluşunda çocuğun hiperaktif olmadığı, sorunların zamanla düzelebileceği belirtilmiş; ancak aile belirgin bir ilerleme gözlemlemediklerini aktarmıştır. Hastada özellikle Matematik dersinde belirgin olmak üzere okuduklarını çabuk unutma problemi bulunmaktaydı. Yazı yazma becerilerinde de belirgin düzensizlik ve kötü yazı dikkat çekiyordu. Ayrıca ani öfke patlamaları yaşadığı, genel olarak sürekli bir kızgınlık hali
içinde olduğu; öfkelendiğinde kardeşine ve babasına vurma davranışları gösterdiği bildirildi. Yapılan QEEG nörometrik analiz sonrasında, normalden sapma gösteren bölgelere yönelik Neurofeedback seansları uygulandı. Tedavi sonrası yapılan ilk klinik görüşmede; dikkatinin ve ders başarısının belirgin şekilde arttığı ifade edildi. Özellikle matematiksel öğrenme kapasitesinin dikkat çekici düzeyde geliştiği, bir kez anlatılan konuları anlayıp unutmadığı ve
okul başarısının “süper” olarak değerlendirildiği aile tarafından belirtildi. Ayrıca hastanın özgüveninde artış olduğu, annesi ve kardeşiyle ilişkilerinin düzeldiği, daha sabırlı ve uyumlu davranışlar sergilediği gözlendi. Haftada iki gün aldığı matematik derslerinde öğrenme performansının çok iyi olduğu ve sınavlardan 100 aldığı öğrenildi. Baba, “Genel anlamda bu tedaviden çok memnunuz ve herkese tavsiye ettik. Türkiye’deki çalışmalarınızı her zaman destekliyoruz. Birçok aileyi size yönlendirdik ve onların çocukları da bu tedaviden ciddi anlamda fayda gördü” şeklinde görüş bildirdi. Tedavi sürecinin tamamlanmasının ardından, 6 ay sonra WISC-R zeka testi tekrar uygulandı. 1980 Türk normlarına göre değerlendirilen test sonuçlarında; Sözel Zeka Puanı 108, Performans Zeka Puanı 117 ve Tüm Zeka Puanı 114 olarak saptandı. Sözel ve performans puanları arasındaki fark 19 puan olarak bulundu. Önceki değerlendirmeye göre Sözel Zeka
Puanında 12 puan, Performans Zeka Puanında 1 puan ve Tüm Zeka Puanında ise 8 puanlık artış gözlendi. Bu bulgular, dikkat sorunları ve öğrenme güçlüğüne eşlik eden belirtilerde belirgin azalma sağlanabildiğini; bazı çocuklarda ise şikayetlerin büyük ölçüde ortadan kaldırılabildiğini göstermektedir.

Öğrenme Güçlüğü ve Davranış Problemleri Olan Ergen Olgu

14 yaşında, 8. sınıf öğrencisi erkek hasta; dikkat sorunları, öğrenme güçlüğü ve davranış problemleri nedeniyle kendi isteği ve ailesinin yönlendirmesiyle değerlendirmeye getirildi. Annesi, oğlunun akademik alanda ciddi sorunlar yaşadığını ve okul başarısının düşük olduğunu ifade etti. Hastanın derste 15–20 dakikadan fazla dikkatini sürdüremediği, ders sırasında okul araç-gereçleriyle oynadığı ve arkadaşlarıyla konuşarak dikkatini dağıttığı bildirildi. Özellikle matematik ve İngilizce derslerinde başarısız olduğu, evde kendi sorumluluklarını üstlenmediği ve ders çalışmak için kendiliğinden motive olamadığı öğrenildi. Eve geldiğinde ödevlerinden söz etmediği, okula gitme isteğinin düşük olduğu ve öğrenmesinin zor olduğu
aile tarafından belirtildi. Ayrıca hastanın sürekli “başarılı olamayacağım” düşüncesiyle kaygı yaşadığı ifade edildi. Davranışsal açıdan değerlendirildiğinde; okul arkadaşlarıyla sık kavga ettiği, fiziksel saldırganlık gösterdiği ve okulun kapı camını kırdığı öğrenildi. Evde ailesine yalan söylediği, öfkelendiğinde bağırdığı, çevresindeki eşyaları kırdığı ve küfür ettiği bildirildi. Ev kurallarına uymadığı, “hayır” cevabını “evet”e çevirmek için yoğun ısrar gösterdiği ve çoğu zaman annesinin bu baskıya dayanamayarak geri adım attığı anlaşıldı. Kendi isteklerini ailesine kabul ettirme konusunda belirgin bir kontrol kurmaya çalıştığı gözlendi.
Aile daha önce başka bir sağlık kuruluşuna başvurmuş ve hastaya dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) tanısı konmuştu. Tedavi amacıyla kısa etkili ve uzun etkili olmak üzere iki farklı amfetamin türevi ilaç ile bir antidepresan başlanmıştı. Hasta bu ilaçları kullanırken kısa süreli olarak ders çalışabildiğini, ancak genel anlamda belirgin bir fayda görmediğini ifade etti. Ayrıca ilaçların etkisinin geçmesiyle belirtilerin tekrar ortaya çıktığı öğrenildi. Aileye göre ilaç tedavisi; öğrenme güçlüğü, davranış sorunları ve sosyal uyum
alanlarında anlamlı bir düzelme sağlamamıştı. Öykü derinleştirildiğinde, hastanın bebeklik döneminde ve yaklaşık bir yaşındayken sert zemine düşme şeklinde kafa travmaları geçirdiği öğrenildi. Bu nedenle; dikkat sorunlarının,öğrenme güçlüğünün ve davranış problemlerinin altında geçirilmiş kafa travmasının rolü olup
olmadığını araştırmak amacıyla QEEG değerlendirmesi yapıldı. NxLink veri tabanında yapılan incelemede “Geçirilmiş Kafa Travması” ve “Öğrenme Güçlüğü” bulgularının önerildiği görüldü. Daha önceki merkezde hastaya DEHB tanısı konmuş olmasına rağmen, NxLink veri tabanına göre bu çocukta gerçek bir DEHB tablosu olması durumunda bunun yaklaşık %97 doğruluk oranıyla ayırt edilebileceği değerlendirildi.
Yapılan WISC-R değerlendirmesinde;
Sözel Zeka Puanı: 97
Performans Zeka Puanı: 99
Tüm Zeka Puanı: 98 olarak saptandı. WISC-R bulguları belirgin bir zihinsel yetersizlik ya da klasik öğrenme
güçlüğü tablosunu desteklemiyordu. Bununla birlikte, hastanın ve ailesinin subjektif değerlendirmeleri DSM-IV ölçütlerine göre DEHB düşündürebilecek özellikler taşıyordu. Ayrıca belirgin karşıt olma-karşı gelme davranışları ve davranım bozukluğu belirtilerinin de ciddi şekilde değerlendirilmesi gerektiği görüldü.
Literatürde, davranış bozukluğu olan çocuklarda amfetamin grubu ilaçların dikkatli kullanılması gerektiği; bu grupta ilaç etkinliğinin daha düşük olabileceği ve bağımlılık riskinin artabileceği bildirilmektedir (Kollins, 2007). Tüm bu değerlendirmeler doğrultusunda, hasta mevcut ilaç tedavisini bıraktıktan sonra
Neurofeedback tedavisine alındı. QEEG nörometrik analizde normalden sapma gösteren bölgelere yönelik 40 seans Neurofeedback uygulandı. Tedavi sürecindeki ara değerlendirmede anne, elde edilen sonuçlardan oldukça memnun olduğunu ifade etti. Çocuğunun saldırgan davranışlarının tamamen ortadan kalktığını; bağırma, vurma ve küfür etme davranışlarının belirgin şekilde azaldığını belirtti. Anne ayrıca, oğlunun daha önce sabırsız ve aşırı hareketli olması nedeniyle herhangi bir etkinliğe uzun süre odaklanamadığını; ancak tedavi sonrasında televizyon ya da bilgisayar karşısında 1–2 saat dikkatini sürdürebildiğini ifade etti. Ders süresince yaklaşık 40 dakika boyunca dikkatini koruyabildiği, derste sıkılmadığı ve arkadaşlarıyla konuşmadığı bildirildi. Öğretmeninin de bu olumlu değişimleri doğruladığı aktarıldı.
Aile görüşmelerinde ayrıca;

 Ders öğrenmeye istekli hâle geldiği,
Kitap okumaya başladığı,
Ev kurallarına uyum sağladığı,
İsteklerini kabul ettirmek için ısrarcı davranmadığı,
Sorumluluk almaya başladığı,
Uyku düzeninin düzeldiği öğrenildi. Hasta ise görüşmelerde hayattan daha fazla zevk aldığını ve tedavi öncesinde yaşadığı unutkanlık probleminin ortadan kalktığını ifade etti. Tedavi sonrasında anne, yıllardır süren sorunların büyük ölçüde çözüldüğünü belirtti. Özellikle son 3–4 yıldır yaptığı hatalar nedeniyle hiç özür dilemeyen çocuğun artık özür dileyebildiği ve davranışlarının sonuçlarını anlayabildiği ifade edildi. Aile ilişkilerinin belirgin şekilde düzeldiği ve ev ortamının daha huzurlu hâle geldiği bildirildi. Aile, çocuğun dikkatinin artık çok iyi olduğunu, sorumluluklarını yerine getirdiğini ve mevcut durumundan oldukça memnun olduğunu ifade etti. Hasta da eski hâline geri dönmek istemediğini belirtti. Yaklaşık bir yıldan uzun süre ilaç tedavisi kullanılmasına rağmen; davranış, agresivite,öğrenme, motivasyon, kurallara uyum, içgörü gelişimi ve uyku düzeni gibi alanlarda bu ölçüde yaygın bir iyileşme sağlanamamıştı. Neurofeedback tedavisi sonrasında ise beyninkendi regülasyon kapasitesinin desteklenmesiyle dikkat işlevlerinde belirgin gelişme gözlendi.

Neurofeedback öncesi WISC-R sonuçları:
Sözel Zeka Puanı: 97
Performans Zeka Puanı: 99
Tüm Zeka Puanı: 98
Neurofeedback sonrası WISC-R sonuçları:
Sözel Zeka Puanı: 96
Performans Zeka Puanı: 105
Tüm Zeka Puanı: 101 olarak değerlendirildi. Tedavi sonrasında Performans IQ puanında 6 puanlık, toplam IQ
puanında ise 3 puanlık artış gözlendi.

Dikkat Sorunları ve Öğrenme Güçlüğü Olan Ergen Olgu

15 yaşındaki erkek hasta; dikkat eksikliği, öğrenme güçlüğü ve uykuya dalma sorunları nedeniyle tedavi merkezimize getirildi. Aile, ergenin kendi isteğiyle başvurmadığını; ancak ders çalışma, öğrenme ve akademik başarı konusunda ciddi sorunlar yaşadığını ifade etti. Lise 1 öğrencisi olan hastanın, derslere 15 dakikadan fazla odaklanamadığı öğrenildi. Dikkati dağıldığında derste hayal kurduğu, defterlerini karaladığı, kıpırdandığı, elindeki kalemle sürekli oynadığı ve sık sık sırasından eşyalarını düşürdüğü bildirildi. Derste konuştuğu, ancak soru sorulduğunda cevap verebildiği ifade edildi. Aile, çocuğun altı dersten başarısız not aldığını ve evde zorla ders çalıştırıldığını belirtti. Kendi başına nadiren ders çalışmaya oturduğu, düzenli ve organize olmadığı ifade edildi. Okuduğunu anlatmakta zorlandığı, düşüncelerini organize şekilde ifade edemediği, ezber becerisinin zayıf olduğu ve akademik hafızasının yetersiz olduğu bildirildi. Yazısının çok
kötü olduğu, yazı yazmaktan hoşlanmadığı, konuşurken sözcük atladığı, çok hızlı konuştuğu ve düzgün cümle kurmakta zorlandığı belirtildi. Ayrıca kronik kabızlık sorunu olduğu öğrenildi. Anne, çoğu zaman oğlunun konuşmalarını anlamakta güçlük çektiğini ve sık sık tekrar ettirmek zorunda kaldığını ifade etti. Tekrar istendiğinde ise ergenin “Tamam, boş ver” diyerek konuşmaktan vazgeçtiği aktarıldı. Bunun yanında uykuya dalmakta zorlandığı, uykusunun çok hafif olduğu ve bazı geceler 3 saat, bazı geceler ise 8 saat uyuyabildiği bildirildi. Daha önce bir psikologdan destek aldığı ve başka bir sağlık kuruluşunda psikiyatrist
tarafından “dikkat eksikliği” tanısı konduğu öğrenildi. Bu süreçte trisiklik antidepresan grubundan bir ilaç ile bir antiepileptik ilaç kullanmış ve bu tedavi yaklaşık iki yıl sürmüştü. Özgeçmişinde, 3–7 yaş arasında yüksek ateşle başlayan bayılma nöbetleri bulunduğu, epilepsi tanısıyla dört yıl süreyle antiepileptik ilaç kullandığı öğrenildi. Küçük düşme travmaları olduğu, 11 yaşında çekilen EEG incelemesinin ise normal bulunduğu belirtildi. Hastanın klinik öyküsü öğrenme güçlüğünü düşündürdüğü ve daha önce DEHB tanısı aldığı
için QEEG değerlendirmesi planlandı. NxLink veri tabanında yapılan inceleme; hem dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu olasılığını hem de öğrenme güçlüğü bulgularını değerlendirmek amacıyla kullanıldı. Veritabanı incelemesi sonucunda DEHB lehine bulgu saptanmadığı, buna karşılık öğrenme güçlüğü ile uyumlu bulgular olduğu görüldü.
WISC-R değerlendirmesinde:
Sözel IQ: 111
Performans IQ: 96
Toplam IQ: 104 olarak bulundu. Sözel ve performans puanları arasındaki 15 puanlık fark, öğrenme güçlüğü
açısından anlamlı kabul edildi. QEEG veritabanı incelemesinde elektriksel yavaşlama gösteren bölgelere yönelik Neurofeedback tedavisi planlandı. Öğrenme güçlüğü ve epilepsi alanındaki kontrollü çalışmalar nedeniyle, Neurofeedback’in bu hasta için yararlı olabileceği düşünüldü. Aileye ebeveynlik yaklaşımlarında bazı değişiklikler yapmaları önerildi ve protein ağırlıklı beslenme tavsiye edildi. QEEG nörometrik analizde normalden sapma gösteren bölgelere yönelik 20 seans Neurofeedback uygulandıktan sonra yapılan ilk ara değerlendirmede aile, ergenin tedaviye istekli katılmaya başladığını ve önceye göre daha sakin olduğunu ifade etti. Konuşmasının daha anlaşılır hâle geldiği, karşısındakini daha iyi dinleyen ve anlayan biri olduğu belirtildi. Aile ayrıca, uzun süredir devam eden kabızlık probleminin de düzeldiğini ifade etti. Bununla birlikte odasının hâlâ dağınık olduğu, zaman zaman küfür etmeye devam ettiği ve uykuya dalma sorunlarının tam olarak düzelmediği bildirildi. Neurofeedback seansları tamamlandıktan sonra yapılan son QEEG değerlendirmesinde, hasta artık “öğrenme güçlüğü” grubunda değerlendirilmemekteydi. Son görüşmede ergen, artık hiçbir dersten zayıf not almadığını ve daha önce 15 dakika içinde dağılan dikkatini şimdi
60–70 dakika boyunca sürdürebildiğini ifade etti. Önceki yıl matematik dersinden sorumlu geçtiğini; ancak tedavi sonrasında yapılan sınavdan 100 aldığını belirtti ve “Çalışıp anladım” şeklinde ifade kullandı. Aile, oğullarındaki sabırsızlık ve dürtüselliğin belirgin şekilde azaldığını; bir şey isterken veya karşısındaki kişiyi dinlerken daha olgun davranabildiğini ifade etti. Artık kendi ders programını hazırladığı ve bu programa uygun şekilde yaşamını sürdürdüğü belirtildi. Ayrıca kendine daha fazla özen göstermeye başladığı, gitar kursuna ve spor faaliyetlerine katıldığı öğrenildi. Tedavi süresince herhangi bir ilaç kullanılmadı ve aile elde edilen sonuçlardan oldukça memnun olduğunu ifade etti.
Tedavi sonunda yapılan WISC-R değerlendirmesinde:
Sözel IQ: 108
Performans IQ: 119
Toplam IQ: 114 olarak bulundu.
Buna göre:
Sözel IQ puanı 3 puan azalmış,
Performans IQ puanı 23 puan artmış,
Toplam IQ puanı ise 10 puan yükselmiştir. Ayrıca sözel ve performans puanları arasındaki fark 15 puandan 11 puana düşmüştür. Tedaviden iki yıl sonra aile ile yapılan telefon görüşmesinde, hastanın üniversite sınavını
başarıyla geçtiği öğrenildi. Tedaviyle elde edilen gelişmelerin kalıcı olduğu ve zaman içinde daha da arttığı görüldü. Bu durum, Neurofeedback tedavisinin uzun süreli etkilerinden faydasağlandığını düşündürmektedir.

Kıskançlık, Kaygı ve Takıntılı Düşüncelerle Başvuran Yetişkin Olgu

26 yaşında, yüksekokul mezunu ve nişanlı erkek hasta merkezimize kendi isteğiyle başvurdu. Müzik eğitimi aldığını, ancak şu anda çalışmadığını belirtti. Yaklaşık 17 yıldır birlikte olduğu köpeğini 20 gün önce kaybettiğini, bu nedenle moralinin bozuk olduğunu ifade etti. Hasta; insanlara güvenmediğini, özellikle nişanlısına karşı yoğun güvensizlik ve aşırı kıskançlık yaşadığını anlattı. Üniversite öğrencisi olan nişanlısının giyimini ve makyajını kısıtladığını, bu durumun ilişkilerinde zaman zaman fiziksel şiddete varabilen ciddi huzursuzluklara neden olduğunu belirtti. Sürekli çevresini kontrol ettiğini; nişanlısıyla bir yerde oturduklarında yer değiştirdiğini ve karşılarına oturan kişilerin nişanlısına bakmasını engellemeye çalıştığını ifade etti. Ailesi de, kısa süre önce halasıyla yürürken halasına bakan bir kişiye dahi tepki gösterdiğini anlattı.

Her girdiği iş ortamında bir kişiye takıldığını, sosyal ilişkiler kurmakta zorlandığını, arkadaş edinemediğini ve çoğunlukla evde zaman geçirdiğini belirtti. Öfkelendiğinde bağırdığını ve annesini eliyle ittiğini; ancak eşya kırma veya küfür davranışlarının olmadığını ifade etti. Hastada uçak fobisi bulunduğu, rüyalarında sık sık uçağın irtifa kaybettiğini gördüğü öğrenildi. Ayrıca tekrarlayıcı el-yüz hareketleri ile ellerini dokundurma ve sürtme şeklinde tik benzeri davranışlarının olduğu gözlendi. Ailesi mutfakta kendi aralarında konuşurken bile kendisi hakkında konuştuklarını düşündüğünü, bu nedenle zaman zaman paranoid yorumlarda bulunduğunu anlattı. Uyku düzeninin bozuk olduğu; gece ancak sabaha karşı 02.00–03.00 civarında uyuyabildiği ve öğleden sonra 14.00–15.00 gibi dinç şekilde uyandığı öğrenildi. Yaklaşık 20 gün önce ani kalp çarpıntısı yaşadığını, heyecanlandığında çarpıntılarının arttığını ve sağlıkla ilgili yoğun endişeler geliştirdiğini belirtti. “Acaba ciddi bir hastalık mı geçiriyorum?” şeklinde evhamlı düşüncelerinin olduğunu ifade etti. Gelişimsel öykü incelendiğinde; 8 aylıkken vakum yardımıyla doğduğu ve annenin hamilelik sırasında merdivenden düştüğü öğrenildi. Hasta ayrıca çocukluk döneminde kafasına darbe aldığını ifade etti. Aile öyküsünde babasında da belirgin takıntılı özelliklerin bulunduğu bildirildi. Başvuru öncesinde bir psikologdan destek aldığı, ancak fayda görmediği öğrenildi. Neurofeedback tedavisini çevresinden duyduğu ve internet araştırmaları sonucunda fayda sağlayabileceğini düşünerek merkezimize başvurduğunu belirtti. Elektriksel aktivite düzensizliklerini değerlendirmek ve uygun Neurofeedback protokolünü belirlemek amacıyla QEEG incelemesi yapıldı. Hastanın QEEG’si kendi yaş grubuyla karşılaştırıldığında, NxLink veri tabanı “Geçirilmiş Kafa Travması” bulgularını önerdi.

Ek değerlendirme amacıyla MMPI ve TOVA testleri uygulandı. MMPI sonuçlarında:

·        Psikasteni T puanı: 75

·        Hipokondriyazis T puanı: 71 olarak bulundu.

QEEG nörometrik analizde normalden sapma gösteren bölgelere yönelik Neurofeedback tedavisi başlatıldı.

20 seans Neurofeedback sonrasında yapılan ilk değerlendirmede hasta:

·        Daha ılımlı olduğunu,

·        Kıskançlığının belirgin şekilde azaldığını,

·        Tekrarlayıcı el-yüz hareketleri ile dokunma/sürtme tiklerinin ortadan kalktığını

ifade etti.

Bununla birlikte, zaman zaman “kalbimin ritmi bozuluyor” şeklinde sağlık kaygılarının devam ettiğini anlattı. Ritim Holter incelemesinin normal çıktığını; ancak bir sağlık kuruluşunda beta bloker kullanmasının önerildiğini belirtti. Görüşme sırasında nabzının 140’a kadar yükseldiği, daha sonra 120’ye düştüğü gözlendi. Sağ elinde sıcaklık ve ağırlık hissi tarifledi. Görüşme boyunca tekrar tekrar bu çarpıntının kalbine zarar verip vermeyeceğini sorması dikkat çekiciydi.

Hasta ayrıca:

·        Şüpheciliğinin azaldığını,

·        Hayattan daha fazla zevk aldığını,

·        Uyku saatlerinin düzeldiğini,

·        Artık gece 01.00–02.00 civarında uyuyup sabah 11.00–12.00 gibi dinç kalkabildiğini,

·        Korku içerikli rüyalarının sona erdiğini ifade etti.

40 seans Neurofeedback sonrasında hasta ve ailesi, şikâyetlerin tamamen ortadan kalktığını bildirdi. Hasta kıskançlık duygularının tamamen kaybolduğunu; hatta nişanlısının “Artık beni neden kıskanmıyorsun?” diye sitem etmeye başladığını anlattı. Şüphecilik ve sağlıkla ilgili evhamlarının ortadan kalktığını, artık sağlığı konusunda hiçbir endişe duymadığını ifade etti. Tedavi sonunda tekrarlanan MMPI değerlendirmesinde yükselen bir klinik skala saptanmadı. Test sonuçlarında:

·        Psikasteni T puanı: 75’ten 52’ye,

·        Hipokondriyazis T puanı: 71’den 50’ye

geriledi. Tedaviden 7 ay sonra yapılan takip görüşmesinde elde edilen gelişmelerin kalıcı olduğu gözlendi. Hastanın yeni bir işe başladığı, üst düzey yönetici pozisyonunda çalıştığı ve mesleki olarak başarılı olduğu öğrenildi. Hastanın daha işlevsel, üretken ve sosyal açıdan dengeli bir yaşam sürmesi; ayrıca nişanlısıyla daha huzurlu bir ilişki kurabilmesi tedavi sürecinin dikkat çekici ve memnuniyet verici sonuçları arasında değerlendirildi.

Alkol Bağımlılığı Olan Yetişkin Olgu

46 yaşında, üniversite mezunu erkek hasta; yaklaşık 15 yıldır devam eden alkol bağımlılığı nedeniyle merkezimize başvurdu ve tedavi olmak istediğini ifade etti. Hastanın öyküsüne göre alkol kullanımına başlangıçta iştah açıcı şarap tüketimiyle başlamış, zaman içerisinde gün içine yayılan yoğun alkol kullanımına geçiş olmuştu. Alkollü olduğu dönemlerde kimsenin görmediği görüntüler gördüğünü ve kendisini tehdit eden sesler duyduğunu ifade etti. Yaklaşık 15 yıldır hayattan zevk almadığını söyleyen hasta, geçmişte üç kez intihar girişiminde bulunduğunu belirtti. İlk girişimin yaklaşık 5 yıl önce gerçekleştiği öğrenildi. Yapılan değerlendirmede aktif intihar düşüncesi veya planı olmadığı saptandı.

Hasta ayrıca:

·        Uyku düzensizliği,

·        Sabahları yorgun uyanma,

·        Belirgin enerji düşüklüğü,

·        Cinsel isteksizlik,

·        Dikkat ve konsantrasyon problemleri,

·        Öfkelendiğinde bağırma davranışı şikâyetlerinden yakınıyordu. Eşiyle sağlıklı iletişim kuramadığını ifade eden hasta, daha önce birçok kez profesyonel yardım aldığını ve bağımlılık tedavisi konusunda deneyimli bir merkezde de tedavi gördüğünü belirtti. Ancak bu tedavilerden kalıcı fayda sağlayamadığını, yaşamı boyunca ilaç kullanmak zorunda kalacağı düşüncesinden endişe duyduğunu dile getirdi. Öyküsünde, alkollü olduğu dönemlerde defalarca düşerek kafa travmaları geçirdiği öğrenildi. Başvuru sırasında:

·        Karbamazepin grubu bir antiepileptik,

·        SSRI grubu bir antidepresan,

·        Benzodiazepin grubu bir ilaç,

·        Antihistaminik grubu bir ilaç kullanmaktaydı.

QEEG değerlendirmesinde beta dalga aktivitesinin belirgin yüksek, alfa aktivitesinin ise düşük olduğu gözlendi. Bu tür olgularda bazı bireylerin alkolü, farkında olmadan beyinlerindeki aşırı beta aktivitesini azaltmak ve alfa aktivitesini artırmak amacıyla “kendini düzenleme” aracı olarak kullanabildiği düşünülmektedir. NxLink veri tabanı incelemesinde “Geçirilmiş Kafa Travması” bulguları önerildi.

Neurofeedback tedavi süreci başladıktan sonra hasta, kullandığı ilaçları bıraktığından beri kendisini daha iyi hissettiğini ve özgüveninin arttığını ifade etti. Sinirliliğinin azaldığını, eşiyle ilişkisinin daha sağlıklı ve huzurlu hâle geldiğini, cinsel enerjisinin arttığını belirtti. Alkol alma isteğini kontrol etmeyi öğrendiğini söyleyen hasta, tedavi sürecinde yalnızca iki kez 3–4 bira tükettiğini ifade etti. Uyku düzensizliğinin ise bir süre daha devam ettiği öğrenildi. Ayrıca:

·        İşitsel varsanılarının sona erdiği,

·        Görsel algı bozukluklarının kaybolduğu,

·        Dikkat ve konsantrasyonunun arttığı,

·        Kitap ve gazete okuyabildiği gözlendi.

43 Neurofeedback seansının tamamlanmasının ardından hasta:

·        Hayattan yeniden zevk almaya başladığını,

·        Geleceğe yönelik umutlarının arttığını,

·        Alkolü tamamen bıraktığını,

·        İş, evlilik ve sosyal yaşamında belirgin iyileşmeler yaşadığını ifade etti.

İlaç kullandığı dönemde cinsel enerjisinin çok düşük olduğunu ve günde yaklaşık 15 saat uyuduğunu belirten hasta, tedavi sonrasında hem enerjisinin arttığını hem de günlük işlevselliğinin belirgin şekilde düzeldiğini anlattı. Sinirlilik ve bağırma davranışlarının tamamen ortadan kalktığını; artık sorunlarını konuşarak çözebildiğini ve haksızlığa uğradığında bunu sözel olarak ifade edebildiğini belirtti. Tedavi sürecinde ayrıca belirgin bir içgörü gelişimi gözlendi. Hasta bu durumu şu sözlerle ifade etti: “Eskiden eşimin beni kıskandığını düşünüyordum; ama bunun doğru olmadığını anladım. Alkolün ne kadar zararlı olduğunu ve aslında kendimi onunla yok etmeye çalıştığımı fark ettim.” Tedaviden iki yıl sonra yapılan telefon görüşmesinde, hastanın tedavi sonrasından itibaren alkolle ilgili problemlerinin tekrar etmediği öğrenildi. Neurofeedback tedavisinin kendisine çok iyi geldiğini, yaşamını mutlu, üretken ve işlevsel bir şekilde sürdürdüğünü ifade etti.

Obsesif Kompulsif Belirtiler ve Kaygı Bozukluğu Olan Genç Kadın Olgu

20 yaşında, ilkokul mezunu kadın hasta; yoğun takıntılı düşünceler, zihinsel uğraşlar ve dikkat sorunları nedeniyle merkezimize başvurdu. Hasta, bazı olayları aşırı derecede kafasına taktığını, zihninin sürekli “bir şeyler tarafından kemirildiğini” ve düşüncelerini kontrol etmekte zorlandığını ifade etti. Bir şey anlatırken karşısındaki kişiyi ikna etmeye çalıştığını ve sürekli “Anladın mı? Anladın mı?” diye tekrar tekrar sorduğunu belirtti. Sosyal yaşamında gerçekte arkadaşlarıyla görüşmediği hâlde, görüştüğünü söyleyerek ailesini buna inandırmaya çalıştığını anlattı. Son bir ay içerisinde özellikle dini içerikli istemsiz düşüncelerinin yoğunlaştığını ifade etti. Zaman zaman Tanrı ve kutsal figürlerle ilgili istemsiz küfür içerikli düşünceler ve ifadelerin zihnine geldiğini, bazen bu düşüncelerin saçma olduğunu düşündüğünü; ancak bazen de bunların saçma olup olmadığından emin olamadığını belirtti. Bunun dışında bazı yakın akrabalarının ölmesini ya da birbirlerinden ayrılmalarını istediğine dair istemsiz düşünceler yaşadığını anlattı. Bu düşüncelerini sürekli yazıya döktüğünü, artık çalışamayacak hâle geldiğini, hiçbir şeye odaklanamadığını ve dikkat konsantrasyonunun ciddi şekilde azaldığını ifade etti. Hasta:

  • Hayattan zevk almadığını,

  • Yaşamının anlamsız olduğunu düşündüğünü,

  • Ancak aktif intihar düşüncesinin bulunmadığını,

  • Çok uyuduğunu,

  • Sabahları dinlenmemiş kalktığını belirtti.

Yaklaşık bir yıl önce mastürbasyon yaptığını ve sonrasında yoğun suçluluk yaşadığını; hatta “Keşke cinselliğim tamamen yok olsa” diye düşündüğünü anlattı.

Televizyonda izlediği programlarla ilgili zihninde sürekli ek düşünceler üretme, olayları zihinsel olarak genişletme eğilimi olduğunu ifade etti. Ayrıca yürümekte zorlandığını belirtti. Öfkelendiğinde yaklaşık 30 dakika süren krizler yaşadığı; bu sırada bağırma, ağlama ve kağıt yırtma davranışları gösterdiği öğrenildi. Ancak fiziksel saldırganlık, eşya kırma veya küfür davranışlarının olmadığı bildirildi. Halüsinasyon ve paranoid düşünceler saptanmadı. Hastanın yaklaşık 6 yıldır takıntılı düşünceler yaşadığı; ancak dini içerikli düşüncelerin son 1–2 ay içerisinde belirgin şekilde arttığı öğrenildi. Öykü derinleştirildiğinde:

  • Çocukluk döneminde çeşitli kafa darbeleri aldığı,

  • Birkaç kez düşerek başını çarptığı,

  • Şiddetli şekilde top darbelerine maruz kaldığı,

  • 4 yaşındayken başına salıncak çarptığı,

  • 20 yaşında tekrar başını çarpıp sersemlediği öğrenildi.

Son 6 yıl içinde çeşitli sağlık merkezlerinden yardım aldığı, psikotik bozukluk tanıları aldığı ve:

  • SSRI grubu bir antidepresan,

  • İki farklı atipik antipsikotik ilaç kullandığı; ancak belirgin fayda görmediği öğrenildi. Hastada obsesif düşünceler mevcuttu; ancak bazı dönemlerde bu düşüncelerin mantıksız olduğunu değerlendirmekte zorlandığı gözlendi. Bu durum zaman zaman psikotik düzeyde düşünce değerlendirme bozukluğu olabileceğini düşündürmekteydi.

Tedavi öncesinde yapılan değerlendirmelerde:

  • MMPI testinde Depresyon T puanı: 87,

  • Sosyal İçe Dönüklük T puanı: 77

olarak bulundu. Obsesif-kompulsif bozuklukla ilişkili MMPI skalasında belirgin yükselme saptanmadı. TOVA testi ve kan tetkiklerinin normal olduğu görüldü.

Hastaya ilaç başlanmadan Neurofeedback tedavisi planlandı.

İlk 10 Neurofeedback seansından sonra yapılan değerlendirmede hasta:

  • Takıntılarının belirgin şekilde azaldığını,

  • “Anladın mı?” şeklindeki tekrar edici sorgulamalarının kaybolduğunu,

  • Uyku düzeninin düzeldiğini,

  • Sabahları dinç kalktığını ifade etti.

Daha önce seslere karşı aşırı hassas olduğunu ve çevresindekilerden alçak sesle konuşmalarını istediğini; ancak bu hassasiyetin de azaldığını belirtti.

Ayrıca:

  • Hayattan yeniden zevk almaya başladığını,

  • Öfkesinin azaldığını,

  • Ağlama, bağırma ve kağıt yırtma davranışlarının ortadan kalktığını,

  • Dini içerikli istemsiz düşüncelerinin belirgin şekilde azaldığını,

  • Bu düşüncelerin mantıksız olduğunu artık daha net değerlendirebildiğini ifade etti.

90 Neurofeedback seansının ardından yapılan son değerlendirmede hasta:

  • Başlangıçtaki şikâyetlerinin tamamen ortadan kalktığını,

  • Hayattan keyif aldığını,

  • Uyku düzeninin normale döndüğünü,

  • Düşünce ve davranışlarından artık emin olduğunu belirtti.

Kedilere karşı hassasiyetinin devam ettiği; ancak günlük yaşamını etkileyen düzeyde olmadığı öğrenildi.

Tedavi sonrasında yapılan MMPI değerlendirmesinde:

  • Depresyon T puanı: 87’den 52’ye,

  • Sosyal İçe Dönüklük T puanı: 77’den 47’ye geriledi.

Ayrıca YALE-BROWN Obsesyon Kompulsiyon Ölçeği’nde obsesyon toplam puanı tedavi öncesi 20 iken, tedavi sonrasında 0 olarak değerlendirildi. Bu sonuç klinik açıdan anlamlı düzeyde iyileşmeye işaret etmekteydi. Anne, kızını daha önce hiç bu kadar iyi görmediğini ve tedaviden çok memnun kaldığını defalarca teşekkür ederek ifade etti.

Obsesif Kompulsif Bozukluk ve Temizlik Takıntıları Olan Genç Kadın Olgu

19 yaşında, üniversite öğrencisi kadın hasta; çocukluk döneminden beri devam eden yoğun temizlik takıntıları nedeniyle kendi isteğiyle merkezimize başvurdu. Hasta, yaklaşık 10–11 yaşlarından beri obsesif düşünce ve kompulsif davranışlarının olduğunu, son iki yıldır ise yaşam sevincini kaybettiğini ve “hayatın boş olduğunu” düşündüğünü ifade etti. Yapılan değerlendirmede aktif intihar düşüncesi ya da planı olmadığı öğrenildi. Hasta, uzun yıllardır süren temizlik takıntıları nedeniyle:

·        Ellerini 1–2 dakikada bir tekrar tekrar yıkadığını,

·        Çok fazla tuvalet kâğıdı ve sıvı sabun tükettiğini,

·        Çekmeceden havlu alırken yalnızca ortadaki havluları kullandığını,

·        Banyoda 1,5–2 saat kaldığını,

·        Lifini uzun süre su altında tuttuktan sonra sabunladığını,

·        Haftada yalnızca bir kez zorla banyo yaptığını anlattı.

Çamaşır değiştirirken aşırı titiz davrandığını; değiştirdiği kıyafetlerden bazılarının “kirlendiğini” düşündüğü için çöpe attığını ifade etti. Kirlenme korkusu nedeniyle dışarı çıkmak istemediğini, sürekli spor ayakkabı giydiğini ve bu durumun sosyal etkinliklere katılımını bile engellediğini belirtti. Temizlik davranışlarını zaman zaman abartılı bulduğunu; ancak çoğu zaman bunların gerekli olduğuna inandığını söyledi. Okula gitmek istemediğini, yataktan kalkmakta zorlandığını ve sürekli üşengeç hissettiğini ifade etti. Annesi, hazırlanırken çok yavaş davrandığını ve zaman zaman:

·        Ocağı kontrol etme,

·        Kapıyı tekrar tekrar kontrol etme gibi kompulsif davranışlar sergilediğini anlattı.

Ayrıca:

·        Emin olamama,

·        Karşısındaki kişiyi kırıp kırmadığını tekrar tekrar düşünme,

·        Çocukluk döneminden beri süren tırnak koparma davranışı olduğu öğrenildi.

Hastanın insanlara güvenmediği ve hiç yakın arkadaşının olmadığı belirtildi. Tanımadığı kişilerin kendi aleyhinde konuştuğuna dair paranoid düşünceleri olduğu öğrenildi. Halüsinasyon saptanmadı. Dikkat ve konsantrasyonunun düşük olduğu, hafızasının ise tam olarak iyi olmadığı görüldü. Kitap okurken dikkatini sürdüremediğini ve bu nedenle kitap okumaktan hoşlanmadığını belirtti. Sevdiği derslerde yaklaşık 30 dakika kadar odaklanabildiğini ifade etti. Öfkelendiğinde yaklaşık 5–10 dakika süren bağırma davranışları gösterdiği; ancak vurma, kırma veya küfür davranışlarının olmadığı öğrenildi. Aile içinde “hayır” cevabını “evet”e çevirmek için ısrarcı olduğu ve çoğu zaman istediğini elde ettiği belirtildi.

Doğum öyküsünde:

·        Gebelik sırasında annede düşük tehdidi olduğu,

·        Annenin tansiyon problemleri yaşadığı,

·        7–8 yaşlarında kulak arkasına şiddetli şekilde salıncak çarpması sonucu kafa travması geçirdiği,

·        Başına dikiş atıldığı öğrenildi.

Psikiyatrik tedavi öyküsünde:

·        Clomipramine grubundan bir ilacın 75 mg dozunda kullanıldığı ve aşırı uyku yaptığı,

·        Daha sonra Fluoxetine grubundan bir ilaç ve Thioridazine damla tedavisi aldığı,

·        İlaçları iyi geldiği düşünülerek bırakınca belirtilerin tekrar arttığı,

·        Daha sonra Sertraline HCL grubundan bir ilaç kullandığı ancak fayda görmediği,

·        Son olarak OKB tanısıyla Clomipramine ve Escitalopram tedavisi aldığı ancak belirtilerinin daha da arttığı öğrenildi.

Aile öyküsünde:

·        Halasında OKB,

·        Amcasında ileri derecede el yıkama kompulsiyonları,

·        Babasının teyzesinin kızında yoğun el yıkama davranışları ve OKB öyküsü bulunduğu öğrenildi.

Hastanın klinik tablosunda:

·        Obsesif kompulsif bozukluk,

·        Psikotik belirtiler,

·        Geçirilmiş kafa travmasının etkileri

birlikte değerlendirildi. Hasta Neurofeedback tedavisinden faydalanmak istediğini belirtti.

Kullandığı ilaçların yedi yarılanma ömrü kadar kesilmesinden sonra QEEG değerlendirmesi yapıldı. NxLink veri tabanı incelemesinde “Geçirilmiş Kafa Travması” bulguları önerildi. Aile öyküsündeki yoğun OKB yükü, genetik yatkınlığı düşündürmekteydi. Bunun yanında geçirilmiş kafa travmalarının da klinik tabloya katkı sağladığı değerlendirildi. Bu durumun ilaç tedavilerine yanıtı zorlaştırmış olabileceği düşünüldü.

Ek olarak TOVA ve MMPI testleri uygulandı. Tedavi öncesi MMPI’da:

·        Psikasteni T puanı: 80

·        Depresyon T puanı: 75

olarak bulundu. Başlangıç değerlendirmesinde anne, ilaç kullanıp kullanmamanın belirgin fark yaratmadığını; ancak paranoid düşüncelerin azaldığını ve kızının kısmen dışarı çıkma isteği geliştirdiğini anlattı.

10 Neurofeedback Seansı Sonrası

Annesi:

·        Dışarı çıkmak istemeyen kızının artık dışarı çıkabildiğini,

·        Günde 2–3 kez olan çamaşır değiştirme davranışının bire düştüğünü,

·        Temiz çamaşırları kirlenmiş sayıp çöpe atma davranışının ortadan kalktığını,

·        Aynı kıyafeti iki kez giyebildiğini,

·        El yıkamanın azaldığını ifade etti.

Eskiden banyoda iki kalıp sabun tüketirken artık tek kalıp kullandığı ve daha önce kullanılmış sabunları bile kullanabildiği belirtildi. Kağıt havlu ve sıvı sabun tüketiminin azaldığı gözlendi. Hazırlanma süresinin hızlandığı; ancak hâlâ yataktan kalkmak istemediği öğrenildi. Emin olamama düşüncelerinin, tırnak koparma davranışının ve başkalarına güvenememe hissinin devam ettiği; ancak paranoid düşüncelerinin ortadan kalktığı bildirildi.

20–40 Neurofeedback Seansları Arasında

Bu dönemde belirtilerde dalgalanmalar gözlendi. Zaman zaman:

·        Kirlenme düşüncelerinin arttığı,

·        Tırnak koparma davranışının sürdüğü,

·        Emin olamama düşüncelerinin devam ettiği,

·        Hazırlanma sırasında yavaşlığın sürdüğü öğrenildi.

Bununla birlikte:

·        Kızgınlığının belirgin şekilde azaldığı,

·        Dikkat ve konsantrasyonunun arttığı,

·        Bulmaca çözerken daha iyi odaklanabildiği,

·        Dışarı çıkma korkusunun azaldığı,

·        Çamaşır değiştirme sıklığının belirgin şekilde düştüğü gözlendi.

40.  seansta hasta artık yaşam sevincinin geri geldiğini, hazırlanma süresinin kısaldığını ve emin olamama düşüncelerinin eskisine göre daha az olduğunu ifade etti.

50–60 Neurofeedback Seansları Sonrası

50.  seansta hasta:

·        Havlu ve kağıt tüketiminin azaldığını,

·        Tırnak koparmalarının azaldığını,

·        Dikkat ve konsantrasyonunun arttığını,

·        Sabahları dinç uyandığını,

·        El yıkama sıklığının belirgin şekilde azaldığını,

·        Emin olamama ve kompulsif davranışlarının ortadan kalktığını ifade etti.

60.  seansta annesi, özellikle 45. seanstan sonra çok belirgin düzelme gözlediklerini ve artık “hiçbir şey kalmadığını” söyledi.

Önceden:

·        2 saat süren banyo süresi 30–35 dakikaya düşmüş,

·        Aşırı sıvı sabun ve tuvalet kağıdı kullanımı ortadan kalkmış,

·        Sık çamaşır değiştirme davranışları sona ermişti.

Hasta:

·        Annesinin verdiği havluyu kullanabildiğini,

·        İnsanlara güveninin arttığını,

·        Erkeklere zaman zaman güvenebildiğini,

·        Tırnak koparmalarının çok azaldığını,

·        Dikkat, konsantrasyon ve hafızasının düzeldiğini ifade etti.

Ayrıca:

·        “Karşımdakini kırdım mı?”

·        Emin olamama,

·        Ocağı ve kapıyı kontrol etme,

·        İnatçılık ve kızgınlık davranışlarının tamamen ortadan kalktığını belirtti. Görüşme sırasında göz teması kurduğu, soruları kendisinin yanıtladığı, enerjik ve gülümseyen bir yüz ifadesine sahip olduğu gözlendi. Tedavi sonrasında yapılan MMPI değerlendirmesinde yükselen bir klinik skala saptanmadı.

MMPI sonuçlarında:

·        Psikasteni T puanı: 80’den 53’e,

·        Depresyon T puanı: 75’ten 46’ya geriledi.

YALE-BROWN Obsesyon-Kompulsiyon Ölçeği’nde:

·        Obsesyon puanı: 24’ten 0’a,

·        Kompulsiyon puanı: 21’den 0’a düştü. Bu bulgular klinik açıdan belirgin ve anlamlı bir iyileşmeye işaret etmekteydi.

bottom of page