top of page

ANKSİYETE BOZUKLUK

Anksiyete Bozukluğu Şikayetleri:

  • Endişe ve Tedirginlik duyguları

  • Gelecek kaygısı

  • Gergin ve her an tetikte hissetme

  • En kötü olasılığı düşünme

  • Asabiyet (Sinirlilik)

  • Huzursuzluk

  • Kalp çarpıntısı

  • Nefes almada güçlük

  • Terleme

  • Titreme ya da seğirme

  • Kaslarda gerginlik

  • Baş ağrısı

  • Sersemlik

  • Halsizlik

  • Uykusuzluk

  • Sık idrar yapma veya ishal

274594_f59dbc2039e14c3bac183cc02dcc1422~mv2.avif

Anksiyete Bozukluğu Neurofeedback Tedavisi:

İlaçsız Neurobiofeedback yöntemi ile kalıcı olarak anksiyete bozukluğu şikayetleri kaybolabiliyor.

 

Neurofeedback’in anksiyete tedavisindeki etkinliğini ele alan ümitlendirici 10 tane, kontrollü öncül çalışma bulunmaktadır (Hammond, 2005; Moore, 2000).  Gözdengeçirilen 8 anksiyete çalışmalarının 7’sinde olumlu değişimler bulundu. 

Bir başka çalışmada (Passini ve arkadaşları, 1977) 10 seans neurofeedback kullanarak anksiyeteleri olan alkoliklerde sadece anksiyete durumu ve anksiyete eğiliminde, kontrollere kıyasla, istatistiksel olarak çok anlamlı olumlu ilerleme kayıt edildi. İlerleme 18 ay takipte hala devam etmekteydi.

Sanatçı Anksiyetesinde Neurofeedback Tedavisi:

 

London Kraliyet Müzik Yüksek Okullunda (London’s Royal College of Music) yapılanbir randomize, plasebo kontrollü çalışma (Egner & Gruzelier, 2003) performans kaygısıüzerinde yapıldı.

 

Bu çalışmada alfa/teta neurofeedback’in çalışları mercek altında olmasıgibi stresli durumlarda çalan yüksek seviyeli müzisyenlerde müzik performansınınartırmada etkili olup olmadığı araştırıldı.  Alternatif tedavilerle (egzersiz, zihinselbeceriler eğitimi, Alexander tekniği ve daha çok konsantrasyona odaklı iki neurofeedback protokolü) karşılaştırıldığında sadece alfa/teta grubunda stres altındaki canlı müzikperformansında gelişme görüldü. 

Müzik performansıyla (Egner &Gruzelier, 2003),  salon dansı performansıyla (Raymond, Sajid, Parkinson, & Gruzelier, 2005), ve şarkı söyleme performansıyla (Kleber,Gruzelier, Bensch, & Birbaumer, 2008; Leach, Holmes, Hirst, & Gruzelier, 2008) benzer randomize kontrollü çalışmalar yapıldı. 

Tıp Öğrencilerinin Anksiyetesi Neurofeedback ile Azaldı:

 

Tıp öğrencileriyle yapılan bir randomize plasebo kontrollü çalışmada (Raymond, Varney, Parkinson, & Gruzelier, 2005) neurofeedback duygudurumu, güveni, enerjik olma ve kendine hâkim olma hislerini geliştirdi.

Krause ve ark. larının (2024), modelinde neurofeedback, stresle ilişkili bozukluklarda benzersiz bir konuma yerleştirilir: Beyni doğrudan hedefleyen, ancak bunu dışsal bir ilaç ya da stimülasyonla değil, kişinin kendi beyin aktivitesini geri bildirim yoluyla düzenlemeyi öğrenmesiyle gerçekleştiren endojen bir müdahaledir. Bu nedenle neurofeedback, klasik psikoterapilerden, farmakolojik yaklaşımlardan ve TMS benzeri beyin stimülasyonundan ayrılır; çünkü değişimin kaynağı kişinin kendi beyninin öğrenme ve öz-düzenleme kapasitesidir.  

https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0166223624001504

Bu şekil, stresle ilişkili bozuklukların tedavisinde kullanılan müdahaleleri iki eksen üzerinden sınıflandırıyor:

stres endegenous NF.png
stres turkcesi nf endegenous.jpg

Birinci eksen (yatay eksen): beyni ne kadar doğrudan hedeflediği.
Soldaki yöntemler beyni daha dolaylı yollarla etkiler; sağdaki yöntemler ise beyin aktivitesini daha doğrudan
hedefler.

İkinci eksen dikey eksen: müdahalenin kaynağı.
Üst taraf dışsal/exogenous müdahaleleri gösterir; yani değişim daha çok dışarıdan verilen bir uyarı, ilaç, teknik ya da terapötik uygulama aracılığıyla başlatılır. Alt taraf ise endojen/içsel müdahaleleri gösterir; yani kişinin kendi beyin ve beden regülasyon sistemlerini öğrenerek değiştirmesi ön plandadır.

Bu modele göre:

EMDR ve maruz bırakma terapisi dışsal kaynaklı ve beyni daha dolaylı hedefleyen yaklaşımlardır. Kişi travmatik anı, korku ya da stres uyaranıyla çalışır; beyin bu süreçte değişir ama hedef doğrudan EEG ritimleri ya da beyin aktivitesi değildir.

Farmakoloji ve beyin stimülasyonu (TMS, tDCS gibi) beyni daha doğrudan hedefler, ancak müdahale kaynağı dışsaldır. İlaç ya da elektriksel/manyetik uyarım dışarıdan uygulanır ve beyin aktivitesini bu yolla değiştirir.

Farkındalık / mindfulness ve öz-düzenleme daha içsel kaynaklıdır; kişi kendi dikkatini, nefesini, beden farkındalığını ve duygusal tepkilerini düzenlemeyi öğrenir. Ancak bunlar beyni daha dolaylı hedefler.

 

Neurofeedback ise şeklin en ayırt edici noktasında yer alır: endojen kaynaklı ama beyni doğrudan hedefleyen bir yöntemdir. Yani dışarıdan beyne ilaç ya da stimülasyon verilmez; kişi kendi beyin aktivitesini geri bildirim yoluyla görür ve beynin daha düzenli çalışmasını öğrenir. Bu nedenle neurofeedback, hem doğrudan beyin temelli hem de kişinin kendi içsel öğrenme kapasitesine dayalı bir müdahale olarak konumlandırılır.

 

Neurofeedback’in diğer birçok müdahaleden ayrıldığı temel nokta, beynin kendi aktivitesini geri bildirim yoluyla öğrenmesine dayanmasıdır. Neurofeedback, operant koşullanma prensibiyle çalışan bir beyin öğrenme sürecidir. Beyin, istenen frekansa, bağlantısallığa ya da regülasyon paternine yaklaştığında anlık olarak geri bildirim alır; sağlıklı örüntüler pekişirken, işlevsiz paternler zamanla daha az baskın hale gelir. Bu tekrar eden öğrenme döngüsü sayesinde beyin, daha dengeli ve işlevsel çalışma biçimlerini tanımayı, sürdürmeyi ve ihtiyaç anında yeniden devreye sokmayı öğrenir.

Bu nedenle neurofeedback yalnızca semptomu baskılayan, kişiye geçici rahatlama sağlayan ya da dışarıdan kontrol veren bir müdahale değildir. Temel hedef, beynin sağlıksız çalışan döngülerini yeniden organize etmek ve daha kalıcı bir öz-regülasyon kapasitesi oluşturmaktır. Beyin yeni ve daha sağlıklı çalışma paternlerini öğrendiğinde, kişi dürtü, kaygı, stres, dikkat dağınıklığı ya da bağımlılık döngüleri karşısında yalnızca bilinçli çabayla değil, daha düzenlenmiş bir sinir sistemiyle yanıt vermeye başlar.

Bu öğrenme boyutu, nükslerin azalması açısından da kritik önemdedir. Çünkü nüks çoğu zaman kişinin ne yapması ya da ne yapmaması gerektiğini bilmemesinden değil, beynin eski otomatik paterne geri dönmesinden kaynaklanır. Kişi kumar oynamaması gerektiğini, öfkesini kontrol etmesi gerektiğini ya da kaygısına teslim olmaması gerektiğini zihinsel olarak bilebilir; ancak beyin aynı eski dürtü, ödül, tehdit ya da kaçınma döngüsünü çalıştırmaya devam ediyorsa davranış tekrar eder. Neurofeedback ile beyin tekrar tekrar yeni regülasyon yolunu deneyimlediğinde, eski paternlerin baskınlığı azalabilir ve sağlıklı yanıt verme kapasitesi güçlenebilir.

Diğer bazı yöntemlerde kişi içgörü kazanabilir, duygularını konuşabilir, davranış planı yapabilir ya da geçici rahatlama yaşayabilir. Ancak beynin işlevsel paternlerini doğrudan öğrenme yoluyla yeniden eğiten bir mekanizma her zaman devreye girmeyebilir. Bu nedenle yalnızca bilişsel farkındalık, konuşma temelli müdahaleler ya da dışsal düzenleyiciler bazı kişilerde nüksleri önlemek için yeterli olmayabilir. Neurofeedback’in klinik değeri burada ortaya çıkar: Beyne ne yapması gerektiğini dışarıdan söylemekten çok, beynin sağlıklı çalışmayı yeniden öğrenmesine olanak verir. Bu nedenle QEEG’ye dayalı kişiselleştirilmiş neurofeedback, özellikle bağımlılık, dürtü kontrolü, stres regülasyon sorunları ve tekrarlayan semptom döngülerinde kalıcı değişim açısından önemli bir avantaj sağlayabilir.

Krause F, Linden DEJ, Hermans EJ. Getting stress-related disorders under control: the untapped potential of neurofeedback. Trends Neurosci. 2024 Oct;47(10):766-776. doi: 10.1016/j.tins.2024.08.007. Epub 2024 Sep 10. PMID: 39261131.

© Copyright
bottom of page